Allah sevgisine kavuşmak için...

A -
A +

Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için, ihlâs, kalb-i selîm sahibi olmak lâzımdır. Kalb de, ancak Resûlullaha inanmak, Onu sevmek ve Ona tâbi olmakla temizlenir. Bunun için, bir velîyi tanıyıp, Onun büyüklüğünü kabul edip, sözlerinden, kitaplarından Ehl-i sünnet îtikatını, dini iyice öğrenmek gerekir. Büyük İslâm devleti olan Gaznevî İmparatorluğunun kurucusu, Sultan Mahmûd-i Gaznevî, Ebül-Hasen-i Harkânî hazretlerine, "Bâyezîd-i Bistâmî nasıl bir zat idi?" diye sordu. Cevabında, "Bâyezîd, öyle kâmil bir Velî idi ki, Onu görenler hidâyete kavuşurdu. Allahü teâlânın râzı olduğu kimselerden olurdu" dedi. Sultan Mahmûd, bu cevabı beğenmedi. "Ebû Cehil, Ebû Leheb gibi kimseler, Fahr-i kâinâtı, Server-i âlemi nice kere gördüler. Bunlar hidâyete gelmedi de, Bâyezîd'i görenlerin hidâyete geldiklerini nasıl söylüyorsun? O, Resûlullahtan daha yüksek mi ki, iki cihânın efendisini, üstünlerin üstünü olan, Allahü teâlânın sevgili Peygamberini gören, küfürden kurtulamadı da, Bâyezîd'i görenler nasıl kurtulur?" dedi. Ebül-Hasen buyurdu ki "Ebû Cehil ve Ebû Leheb gibi ahmaklar, Allahü teâlânın sevgili Peygamberini görmediler. Ebû Tâlib'in yetîmi, Abdullah'ın oğlu Muhammed'i gördüler. O gözle baktılar. Eğer, Ebû Bekr-i Sıddîk gibi bakarak, Resûlullah olarak görselerdi, eşkıyâlıktan, küfürden kurtulur, Onun gibi kemâle gelirlerdi". Sultan Mahmûd hân bu cevabı çok beğendi. Din büyüklerine olan sevgisi arttı. İşte, böyle Allah dostlarının eserlerinden derlenen "Se'âdet-i Ebediyye" kitabını okuyarak anlıyan bahtiyâr bir kimse, hem din bilgilerini öğrenir, hem de İmâm-ı Rabbânî'yi tanıyarak, kalbi Ona meyleder, bağlanır. Onun bütün dünyaya saçtığı nûrları alıp, olgunlaşmaya, kemâle gelmeye başlar da haberi olmaz. Ham bir karpuz, güneşin ışıkları karşısında zamanla olgunlaştığı, tatlılaştığı gibi yetişerek kâmil bir insan olur. Bu dünyayı, hayatı görüşünde değişiklikler olduğunu hisseder. Hâller, zevkler, tatlı rü'yâlar görmeye başlar. İmâm-ı Rabbânî'yi, evliyâyı, Eshâb-ı kirâmı ve Resûlullahı rü'yâda görmeye, uyanık iken ruhlarını insan şeklinde görmeye, bunlarla konuşmaya başlar. Nefsi de gafletten kurtulup, namazın tadını duymaya, ibâdetlerden zevk almaya başlar. Günahlardan, haram olan şeylerden, kötü huylardan nefret duyar. İyi huylar onun âdeti olur. Herkese iyilik eder. Cemiyete, millete faydalı olur. Saadet-i ebediyyeye kavuşur ve başkalarını da kavuşturur.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.