Mescid-i Nebevi'de kendini direğe bağlatan Ebu Lübabe hazretleri, Allahü teâlâ hakiki bir tövbe nasib edip, tövbe edinceye kadar yerinden ayrılmayacağını, böyle olmadan Resûlullah'ın yüzüne bakamayacağını, yemin ederek, artık içinde Allah ve Resûlüne karşı hata işlediği bir memleketi görmek istemediğini söyledi. Ebû Lübâbe'nin düştüğü bu hata ile ilgili olarak şu âyet-i kerîme nazil oldu. "Ey imân edenler! Allaha ve Resûlüne hâinlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hainlik etmeyin." Ebû Lübâbe Resûlullah'ın zevce-i mutahharası Ümm-i Seleme'nin kapısı önündeki direğe kendisini bağlatmıştı. Hava bir hayli sıcaktı. Bir hafta hiçbir şey yemeyip, kulakları işitemiyecek hale geldi. Ebû Lübâbe bu durumları yaşarken, Müslümanlar da onun, Yahûdilerin kalesinden dönmesini bekliyorlardı. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen Ebû Lübâbe dönmedi. Nihâyet durumdan haberdâr olunup, Resûlullaha arz edildi. Peygamber efendimiz "Eğer doğruca, yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahü teâlâdan dilerdim. Madem ki, o kendisini bağlatmış, artık Allahü teâlâ tövbesini kabul edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım" buyurdu. Ebû Lübâbe bu şekilde direğe bağlı olarak altı gece kaldı. Ancak, her namaz vaktinde bağları çözülür, namazını kıldıktan sonra, yine direğe bağlanırdı. Peygamber efendimiz Ümm-i Seleme'nin odasında idi. O sırada, Ebû Lübâbe'nin tövbesinin kabul olduğuna dair âyet-i kerîme nâzil oldu. Âyet-i kerîmede "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler ve (evvelce yapmış oldukları) iyi bir ameli sonradan yaptıkları başka bir kötü (nifak) ile karıştırdılar. Olur ki, Allah, onların tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah, Gafûr'dur (çok bağışlayıcı), Rahîm'dir" buyuruldu. Ümm-i Seleme vâlidemiz, seher vakti Peygamber efendimizin güldüğünü işitti. "Niçin gülüyorsun Yâ Resûlallah!" diye sordu. O zaman, Ebû Lübâbe'nin tövbesinin kabûl olduğunu buyurdular. Ümm-i Seleme müjdeliyeyim mi? Yâ Resûlallah!" diye sordu. "Olur! Müjdelemek istiyorsan, müjdele" buyurdu. Bu haberi duyan herkes, iplerini çözüp salıvermek için Ebû Lübâbe'ye doğru koştular. Ebû Lübâbe bunu kabûl etmedi." Vallahi! Resûlullah bizzat kendi eli ile beni bırakmadıkça buradan ayrılmam" dedi. Peygamber efendimiz namaza giderken, uğrayıp salıverdiler. Ebû Lübâbe direğe ince, sağlam bir iple bağlanmıştı. Onun için ip, onun iki kolunu kesmişti. Uzun zaman bu kesikler geçmedi. İz olarak kollarında kaldı.