Bindiğimiz dalı kesmeyelim

A -
A +

Devlet büyüklerimiz devamlı sabır tavsiye ediyor; toplumumuzda yardımlaşma, dayanışma vardır, bu sıkıntıyı da, sabır ve dayanışma ile aşabiliriz, diyorlar. Birlik beraberlikten, fedakârlıktan dem vuruyorlar. Kemer sıkmamızı tavsiye ediyorlar... Kendimi bildim bileli hep bu söyleri duydum. Daha çocukluğumda, kemerime bakar, kemer sıkmakla memleket nasıl kurtulur, kemerle ne ilgisi var diye düşünürdüm. Zamanla geçici dedikleri sıkıntıların ne kadar kalıcı olduğunu hep birlikte gördük. İnsan bir fedakârlıkta bulununca, karşılığında maddi manevi bir beklentisi olur. Bunun için sabreder. Sabretmenin, fedakârlıkta bulunmanın dünyalık olarak karşılığını görmedik bugüne kadar. O zaman, insanlar niçin fedakârlıkta bulunsunlar? Dünyaya sadece maddi açıdan bakacak olursak bu doğru. Ancak, Müslüman için hayat dünyadan ibaret değildir. Gerçek hayat var. Ahıret var... Eğer niyetimizi sağlam tutabilirsek, sabretmemizin, yardımlaşmamızın karşılığını kat kat fazlasıyla ahırette alırız. Bunu bilen ve gerçekten inanan kimsenin, dayanamayacağı sabır, katlanamayacağı fedakarlık olmaz. Nedense bunu ihmal ediyoruz. Esas öne çıkartılacak işlenecek, kuvvetlendirilecek duygu bu. Kuvvetlendirmek bir yana zayıflatmak için uğraşıyoruz. Bindiğimiz dalı kesmeye çalışıyoruz. Üzerinde durulmayan, hatta üzeri örtülmeye çalışılan bu konuyu biraz aralamak istiyorum bugün. Peygamberimizin dilinden, sabretmenin, sosyal dayanışmanın, nimetleri paylaşmanın Müslüman için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Önce Peygamber Efendimizin, sabır ile ilgili sözlerini nakledeyim: * Bozuk bir işi düzeltemezseniz, sabredin! Allahü teâlâ onu düzeltir. * Sevmediğinize sabretmedikçe, sevdiğinize kavuşamazsınız. * Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir. Resulullahın yardımlaşma, paylaşma ile ilgili mübarek sözlerinden bazıları da şunlar: * Allahü teâlâ, bazı kullarına dünyada çok nimet vermiştir. Bunları, kullarına faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri Allahü teâlânın kullarına dağıtırlarsa, nimetleri azalmaz. Bu nimetleri Allahın kullarına ulaştırmazlarsa, Allah nimetlerini bunlardan alır. Başkalarına verir. * Bir kimse, din kardeşinin bir işini yaparsa, binlerle melek o kimse için dua eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı affolur ve kendisine kıyamette nimetler verilir. * Allahü teâlânın en sevdiği iş, elbise vererek veya doyurarak veya başka bir ihtiyacını karşılayarak, bir mümini sevindirmektir. * Allahü teâlânın farzlardan sonra en çok sevdiği iş, bir mümini sevindirmektir. * Sıkıntıya düşen komşusuna yardım eden, sıkıntısını gideren kimseye, Allahü teâlâ kıyâmet günü kıymetli elbise giydirecektir. "Bir kimse, bir mümine bir iyilik yapınca, Allahü teâlâ bu iyilikten bir melek yaratır. Bu melek, hep ibadet eder. İbadetlerinin sevapları bu kimseye verilir. Bu kimse ölüp, kabre konunca, bu melek nurlu ve sevimli olarak bunun kabrine gelir. Meleği görünce ferahlanır, neşelenir. Sen kimsin der. Ben, falanca kimseye yaptığın iyilik ve onun kalbine koyduğun neş'eyim. Allahü teâlâ beni bugün seni sevindirmek ve kıyamet günü sana şefaat etmek ve Cennetteki yerini sana göstermek için gönderdi der." Sıkıntıların karşılığını dünyada göremiyorsak, ahirette göreceğimizi unutmayalım. Sıkıntının kaynağı ne olursa olsun neticede iyi kötü başımıza gelen her şeyin Cenab-ı Hakk'ın dilemesiyle olduğuna inanmak, imanın şartıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.