Resulullah efendimiz, Hz. Abdullah bin Selam'ı daha ilk gördüğünde: "Sen Medine âlimi İbni Selâm değil misin?" diye sordu. O da: "Evet" deyince, Peygamberimiz: "Yaklaş" buyurarak, şu suâli sordu: "Ey Abdullah, Allah için söyle! Tevrat'ta benim vasıflarımı okuyup öğrenmedin mi?" Abdullah dedi ki: "Allah'ın sıfatları nelerdir söyler misiniz?" Bu suâle karşılık Resûlullah biraz bekledi ve Cebrâil İhlâs sûresini indirdi: "De ki: O Allah birdir. Hiçbir şey O'nun dengi (ve benzeri) değildir." Abdullah bin Selâm bu âyet-i kerîmeleri işitince Peygamberimize hemen: "Evet yâ Resûlallah! Doğru söylüyorsun, şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Sen O'nun kulu ve Resûlüsün" diye Kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. Hz. Abdullah bin Selâm bundan sonrasını şöyle anlatır: "Resûlullah ismimi sordu. Ben "Husayn bin Selâm" dedim. Hayır, Abdullah bin Selâm" buyurdu. Ben de "Evet, Abdullah bin Selâm, seni hak ile gönderen Zâta yemin ederim ki, bugünden sonra başka bir ismimin olmasını istemem" dedim. Bundan sonra devam ederek: "Yâ Resûlallah! Yahudiler, insanı hayrete düşürecek kadar yalan söyleyen, asılsız isnad ve iftiralar eden, zâlim bir millettir. Eğer sen benim seciye ve her hâlimi onlardan sorup öğrenmeden önce, onlar benim müslüman olduğumu duyup öğrenirlerse, muhakkak sizin yanınızda bana, akla gelmeyen iftirâda bulunur! Siz önce beni onlardan sorunuz!" dedim ve evin bir tarafına saklandım. Onun peşinden bir grup Yahudi ileri gelenleri içeri girdi. Bu esnâda Resûlullah Yahudilere: "Aranızdaki Husayn bin Selâm nasıl bir adamdır?" diye sordu. Yahudiler de: "O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur! İbni Selâm bizim en hayırlımız ve en hayırlımızın da oğludur!" dediler. Bunun üzerine Yahudilere: "Eğer o müslüman olduysa siz buna ne dersiniz?" diye sordu. Yahudiler: Allah onu böyle birşeyden korusun! diye karşılık verdiler. O sırada Hz. Abdullah bin Selâm saklandığı yerden çıkıp, Müslüman olduğunu söyleyince, Yahudiler: "O bizim en kötümüzdür ve en kötümüzün de oğludur! dediler. Resûlullah Yahudilere: "Birinci şehâdetiniz bize kâfidir, ikincisi ise lüzumsuzdur" buyurdu. Hz. Abdullah hemen evine döndü. Ailesini ve akrabalarını İslâmiyet'e davet etti. Halası da dahil hepsi müslüman oldular.