Bu dünyanın en kıymetli sermâyesi...

A -
A +

İmam-ı Rabbani hazretlerinin başa gelen sıkıntılarla ilgili nasihati: "Bu dünyanın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünya sofrasının en tatlı yemeği, derd ve musîbetlerdir. Bu tatlı nîmetleri, acı ilâçlarla kaplamışlar, bununla imtihan yolunu açık tutmuşlardır. Saadetli, akıllı olanlar, bunların içine yerleştirilmiş olan tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Nasıl tatlı olmasın ki, sevgiliden gelen her şey tatlı olur. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Kalbin hasta olması, Ondan başkasına gönül vermesidir. Saadet sahipleri, sevgiliden gelen sıkıntılardan o kadar tat alırlar ki, iyiliklerinde o tadı duyamazlar. Her ikisi de sevgiliden geldiği hâlde, sıkıntılardan, sevenin nefsi pay almaz. İyiliklerini ise, nefis de istemektedir. Dostlara dünya sıkıntılarının ve belâların gelmesi, bunların günahlarının affolması için kefarettirler. Yalvararak, ağlıyarak ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duânın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle duâ etmelidir. Dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. Sözün doğrusu şudur ki, sevgiliden gelen herşeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikrâm, ihsân ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hattâ, kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tâm olmaz. Hattâ, seviyorum demesi, yalancılık olur. Başka bir nasihatim de, yenilen lokmalarda, ihtiyâtlı davranmaktır. Bir müslümanın, her yerde bulduğu, her şeyi yemesi doğru değildir. Lokmaların helâlden mi, haramdan mı geldiğini düşünmek lâzımdır. İnsan, başlı başına değildir ki, her bildiğini, aklına geleni yapsın. Sahibimiz, Yaratanımız var. Onun emirleri ve yasakları var. Beğendiği ve beğenmediği şeyleri, âlemlere rahmet olan Peygamberleri ile, bizlere bildirmiştir. Sahibinin, Yaratanının beğenmediği şeyleri isteyen, ne kadar bedbaht ve zavallıdır. Her şeyi sahibinin izni olmadan kullanmak istiyor. Böyle kimseler, utansın ki, dünyada, bu şeylerin gelip geçici sahiplerine sormadan bir şeylerini kullanmıyor. Bu, hakîkî olmayan sahiplerin haklarını gözetiyorlar da, bunların hakîkî sahibi, beğenmediği şeyleri, şiddetle, pek sıkı yasak ettiği ve yapanları ağır cezâlarla korkuttuğu hâlde, Onun sözüne iltifât etmiyor, aldırmıyorlar. Bu nasıl müslümanlıktır, iyi düşünmelidir!.."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.