Bu dünya, âhıretin tarlasıdır. Burada tohumlarını ekmeyip yiyenler, dünyada da, âhırette de zarardadırlar ve sonunda pişman olacaklardır. Aklı başında olan, bu dünyayı fırsat bilir. Bu kısa zamanda, yalnız dünya lezzetleri ile zevklenmek için değil, bu fırsatta, tohum ekmek ve bir hayrlı iş, yâni Allahü teâlânın beğendiği işi yaparak, âyet-i kerimede bildirilen katkat fazla meyveleri toplamak istemelidir Cenâb-ı Hak, bu kısa zamanda yapılacak, hayrlı işlere ve ibâdetlere sonsuz nîmetler ihsân edecektir. Peygamberine tâbi olmıyan, islâmiyeti beğenmiyenlere de, sonsuz azâb yapacaktır. Bir kimsenin dünya ticâreti, âhıret ticâretine mani olursa, bu kimse bedbahttır, zavallıdır. Bir çömlek almak için, altın kupa verene ne denir? Dünya, saksı parçası gibidir. Hem kıymetsizdir, hem de çabuk kırılır. Âhıret ise, altından kupa gibidir ki, hem çok kıymetlidir, hem de dayanıklıdır, kırılmaz. Hattâ hiç tükenmez. Dünya ticâretinin âhırete yaraması için ve Cehenneme sürüklememesi için, çok uğraşmak lâzımdır. İnsanın sermâyesi, dîni ve âhıretidir. Bu sermâyeyi kaptırmamak için, çok uyanık olmak lâzımdır Dünya işleri, âhıret için çalışmaya mani olmamalıdır. Münâfıkûn sûresi, dokuzuncu âyet-i kerimesinde meâlen, "Mallarınız ve çocuklarınız, Allahü teâlâyı hâtırlamanıza mani olmasın!" buyuruldu. Halîfe Ömer buyurdu ki, "Ey tüccârlar! Önce âhıret rızkını kazanın! Sonra dünya rızkına çalışın!". Ticâretle meşgûl olan büyüklerimiz, sabah ve akşamları âhıret için çalışır, Kur'an-ı kerim okur, ders dinler, tövbe ve duâ eder, ilim öğrenir ve gençlere öğretirlerdi. İnsanların amellerini yazan ikişer melek, her sabah ve akşam değişmektedir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki, "Melekler insanların amel defterlerini götürdükleri zaman, başında ve sonunda iyi iş yazılı ise, gün ortasında yapılanları ona bağışlarlar". Yine buyurdu ki, "Gündüz ve gece melekleri, sabah ve akşam, gidip gelirken birbirleri ile karşılaşırlar. Hak teâlâ (giden meleklere), kullarımı nasıl bıraktınız? buyurur. Yâ Rabbî! Namazda bulduk ve namaz kılarken bıraktık, derler. Allahü teâlâ da, şâhit olun, onları affettim buyurur." Kimseye bâkî değildir, mülk-i dünya sîmü zer, Bir harap olmuş kalbi, tâmîr etmektir hüner. Buna fânî dünya derler, durmayıp, dâim döner. Âdem oğlu bir fenerdir, âkıbet birgün söner!