Dünyaya gönül bağlamanın kötülenmesi ve âhiret için daha çok çalışılması hususundaki âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle berâber, İslâm dîninde, ilim, fen, teknik, sanat ve ticâreti emreden, bunlar için çalışmayı teşvîk eden nice emirler, âyet-i kerime ve hadis-i şerifler vardır. Çünkü, medenî bir cemiyetin, bir milletin kurtuluşu ve saadeti fakirlik ile olamaz. Bilakis, hayır ve iyilik müesseseleri, imârethâneler, okullar, aşevleri, hastahâneler yapmak, âcizlere, fakirlere ve kimsesizlere yardım etmek, insanlara hizmet için çeşmeler, köprüler yapmak, fabrikalar kurmak, hep mal ve servet ile olur. Mal ve servet ise, çalışmak ve ticâret ile kazanılır. Nitekim Kur'an-ı kerimde, Nisâ sûresinin yirmidokuzuncu âyetinde meâlen şöyle buyurulmaktadır: "Ey îman edenler! Mallarınızı (fâiz ve kumar gibi islâmiyetin haram kıldığı) bâtıl yollarla yimeyiniz. Ancak birbirinizden râzı ve hoşnûd olarak (ticâret ile) ola..." Burada yasak olan dünya malına sevgi beslemek, kalbini onun sevgisiyle doldurmak. Çünkü bu sevgi Allahı unutturur. Hadis-i kudsîde Allahü teâlâ, "Ey Âdemoğlu! Beni sevmek istersen dünya sevgisini kalbinden çıkar. Çünki benim muhabbetim ile, dünya sevgisini bir kalbde ebediyyen cem' etmem. Ey Âdemoğlu! Benim sevgimle berâber dünya sevgisini nasıl istersin! Öyle ise, benim sevgimi ve rızamı, dünyayı (Allahü teâlânın men ettiği şeyleri) terk etmekte ara. Ey Âdemoğlu! Her işini benim emirlerime uygun olarak yap, ben de, senin kalbine muhabbetimi doldururum" buyurmuştur. İyilikte kullanılan mal kötülenmemiştir. Haram işlemekte, üstünlük taslamakta kullanılan mal kötülenmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Helâlinden olarak dünyalığı üstünlük ve övünmek için toplayanlar kıyâmet günü Allah teâlânın huzuruna, Allahü teâlâ onlardan gazablı olduğu halde gelirler. Ama ihtiyacını temin, muhtaç olmaktan kurtulma ve nefsini korumak için mal kazananlar, kıyâmet günü yüzleri ayın ondördü gibi parlak olduğu halde mahşer yerine gelirler." "Bu dünya, baştan sonuna kadar yırtılıp da sonunda bir iplik ile tutan elbiseye benzer ki, o da nerde ise kopmak üzeredir." "Dünya, mü'minin zindanı, kâfirin ise Cennetidir." "Eğer benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız da dünya size ehven gelir ve âhireti dünya üzerine tercih ederdiniz." "Benden sonra öyle bir dünyalık yaşayacaksınız ki, ateşin odunu yakıp yok etmesi gibi, o hayat da imanınızı kemirecektir. "