Dinimizde, "Haklar" çok önemlidir. Herkes hakkını hukukunu bilmesi lazımdır. Dinimize göre, haklar konusunu evliyanın büyüklerinden, Kâdî Muhammed Senâullah-i Pânî-Pûtî hazretleri, "Hukuk-ul İslâm" kitabında kısa ve öz olarak bildirmektedir. Haklar konusunu bu kitaptan alarak sizlere sunmak istiyorum: İslamiyet, her hak sâhibinin hakkını sâlim ve kâmil olarak, kusûrsuz ve fütûrsuz edâ etmekten ibârettir. İslâmda haklar yedi kısımdır: 1- Allahü teâlânın hakkı. 2- Anne, baba ve akrabâ hakkı. 3- İdarecilerin, idare ettikleri kimseler üzerindeki hakkı. 4. Halkın, idareciler üzerindeki hakkı. 5- Komşu hakkı, iş ve yol arkadaşlığı hakkı. 6- Bütün mü'minlerin, bilhasas âciz, zayıf, yetim, hasta, fakir vs. kimselerin hakkı. 7- Kulun kendi isteği ile kendisi üzerine lâzım getirdiği haklar... Şimdi bu hakları sırasıyla biraz açalım: İslâmın haklarından birincisi Allahü teâlânın hakkıdır. İlk önce varlığını ve varlığına bağlı olan her şeyi ihsân eden ortağı olmayan Allahü teâlânın hakkı ödenmelidir. Aldığımız her nefes hayâtı devâm ettiricidir. Verdiğimiz her nefes ferahlandırır. O halde her bir nefeste iki ni'met vardır. Her bir ni'mete de bir şükür lâzım gelir. O halde kavuştuğun ni'metlerden bir ni'metin şükrünü, ister dil ile, ister a'zâlar ile, ister kalb ile olsun, yerine getirmek, Allahü teâlânın lutf-ü ihsânı iledir. Şükür yapmaya muvaffak olmak da Allahü teâlânın mevhibe ve ihsânı iledir. Her şükürde bu kadar şükür lâzım geldiğine göre Allahü teâlânın şükrünü tam olarak yerine getirmek mümkün değildir. Nitekim, Allahü teâlâ Nahl sûresi, onsekizinci âyet-i kerîmesinde meâlen "Eğer Allahın ni'metlerini saymak isterseniz, sayamazsınız. Elbette Allah'a rahmet ve mağfiret edicidir" buyurması buna işârettir. Allahü teâlâ, rahmet ve ihsânı ile, kullarına güçleri yetmeyecek teklîfte bulunmamıştır. Hakkıyla şükrünü yerine getirmeyi vâcib kılmamıştır. Herkesin, insânî gücü miktârınca Allahü teâlânın şükrü için çalışması gerekir. > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr