Sevgili kızım, Allahü teâlâ, kendi emirlerine inanmıyanları ebediyyen, inanıp da emirlerini yapmıyanları, irâde ettiği kadar Cehennem ateşinde yakacağını kitab-ı kadîminde, bizlere bildiriyor. Allahü teâlâ, insanlar gibi yalan söylemez. Emirlerini mühimsemeyenleri mutlak cezâlandırır. Allahü teâlânın cezâsı çok ağırdır. Kendini bu cezâdan koruyamıyanlara yazıktır. Dünyadaki kısa hayatımız için sonsuz âhıret hayatımızı Cehennem içinde geçirmek, aklı başında bir insanın işi midir? Bu hakîkati bilmemek veya bildiği halde, ona göre davranmamak, hele bu hakîkate inanmamak, bir insan için, tasavvur edebileceğimiz en büyük bahtsızlık, en büyük fâcia, en büyük felakettir. Kızım, şimdi Müslümanlık nedir, kısaca anlatayım: Müslümanlık, maddî ve mânevi temizliktir, vücûd temizliğini ve kalb temizliğini emreder. Müslümanlık, dünya ve âhıret saadetini sağlayan tek yoldur. Hakîkî müslüman dünyada, dâimâ huzur içindedir. Çünkü bu müslüman, şuna inanmıştır: Kendisine gelen hayır ve şer Allahü teâlâdandır. Allahü teâlânın takdîridir. Allahü teâlâdan gelen herşeyin, kendisi için iyi olduğunu, fena zannettiği şeyin sonunun, iyi olacağını düşünür ve böylelikle iç rahatlığını bozmaz. Felaketlere de, kolaylıkla göğüs gerer. İşte böyle bir insan, Allahü teâlânın sevgili kuludur. Bu sûretle, o insan, âhıret saadetine de ulaşmış olur. Müslümanlığın emirlerini yapan bir insan, dünyada her türlü kötülükten ve her türlü zarardan kendisini korumuş olur. Allahü teâlâ, Kur'an-ı keriminde, "Allahü teâlânın indinde din, islâm dînidir" buyurmuştur. Bugün islâmlığın dışındaki dinler, Allahü teâlânın indinde, din değildir. Hıristiyanların ellerindeki İncîl, mûsevîlerin ellerindeki Tevrât, Peygamberimizden evvelki zamanların kitaplarıdır. Kur'an-ı kerim, bütün bunların hükümlerini kaldırmıştır. Müslümanlık, iyi ahlâk demektir. Allahü teâlâ, Peygamberimize, "Ben seni iyi ahlâkı tamamlamak için yarattım!" buyurmuştur. Peygamberimizin her sözünde (hadis-i şeriflerinde) büyük dersler, güzel ahlâk özellikleri vardır.