Dünyada bedenin üç şeye ihtiyacı var

A -
A +

Dünyada, beslenmek için yemek, giyinmek, sıcak ve soğuktan korunmak için bir ev lazımdır. Böylece helâk olma sebeplerinden kurtulur. O hâlde, insanın dünyadan zarurî olarak alacağı bunlardan fazla değildir. Hattâ dünyanın esası da bunlardır. Kalbin gıdası, beslenmesi ise mârifettir. Ne kadar çok olursa, o kadar iyidir. Bedenin gıdası, yemektir. Haddinden fazla olursa helâke sebep olur. Allahü teâlânın, şehveti insana vermesi, yemekte, meskende ve giyinmekte bedenin ihtiyacını görmesi içindir. Kendisinin binek hayvanı ancak bu şekilde helâk olmaz. Bu, arzu istek öyle yaratılmıştır ki, kendine verilene razı olmaz, daha fazla ister. Aklın yaratılması, onun hududunu aşmamasını temin içindir. Peygamberler vasıtasıyla gönderilen dinler, onun yani şehvetin, arzu ve isteklerin hududunu tâyin içindir. Fakat bu şehvet, yaratıldığı zaman kendisine verildi. Akıl ise sonradan yaratılmıştır. Demek ki, şehvet (arzu ve istek) önceden yerini tutmuş, hâkim olmuş, emre itaat etmek istemez olmuştur. Akıl ve din ondan sonra geldiler. Bütün varlığını kuvvet, elbise ve mesken kurmaya vermemesi ve bu sebeple kendini unutmaması, bu kuvvet ve elbisenin neye yaradığını, ne için olduğunu bilmesi ve hattâ kendinin bu dünyada ne için bulunduğunu anlaması, âhiret için azık olan kalbin gıdasını unutmaması için geldiler. Kalbi dünya sevgisi ile meşgul eylemek sebebiyle, kalpte helâke sebep olan hırs, bâhillik, haset, düşmanlık ve bunun gibi sıfatlar meydana gelir. Bedeni dünya ile meşgul eylemekten, kalbe bir meşguliyet doğar. Böylece aslını unutur ve tamamen dünyaya dalar. Dünyanın aslı; yemek, elbise ve mesken olduğu gibi, insan için zarurî olan san'at da üçtür: Ziraatçılık, dokumacılık ve marangozluk. Fakat bunların da kolları vardır. Bütün bu kollar, bu üç sanata yardım için vardır. İşler ve sanatlar çoğalınca, aralarında bazı şeyler meydana geldi, birbirlerine düşman olmaya başladılar. Çünkü herbiri kendi hakkına razı olmadı ve diğerinin hakkına geçmek istedi. İşte bu sebeple, dünya meşgalesi çoğaldı ve karıştı. İnsanlar onun arasında kendilerini kaybettiler ve başlangıçta bunların esasının üç şey olduğunu anlayamadılar. Bütün bunlar yemek, giymek ve mesken içindir. Bu üç şey de beden için lâzımdır. Beden de kalb için lâzımdır. Onu taşımaktadır. Kalb de Allahü teâlâ için, O'nu bilmek için, O'na kulluk etmek lâzımdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.