Ebu Rafi hazretleri ile Ebu Cehil Zemzem kuyusunun yanında beraberken, "İşte Ebû Süfyân geldi" diye haber verdiler. Ebû Leheb, Ebû Süfyan'a "Ey kardeşimin oğlu! Yanıma gel", diye çağırdı. O'ndan, Bedir harbi hakkında bilgi istedi. "Anlat bakalım, nasıl oldu?" diye suâl etti. Ebû Süfyân orada bir yere oturdu. Birçok kimse de ayakta dinliyorlardı. Ebû Süfyân şöyle anlattı: "Hiç sorma, müslümanlarla karşılaşınca, sanki elimiz kolumuz bağlı idi. İstedikleri gibi hareket ettiler. Bir kısmımızı öldürdüler, bir kısmımızı esir ettiler. Vallahi ben bizimkilerden kimseyi kınayıp, ayıplamıyorum. Çünki, o sırada öyle kimselerle karşılaştık ki, yer ile gök arasında siyah beyaz atlar üzerinde beyazlara bürünmüşlerdi..." Sessizce onları dinlemekte olan Ebû Râfi farkında olmadan "Vallahi onlar meleklerdir" deyiverdi. Ebû Leheb, ona şiddetli bir tokat vurdu ve kaldırıp yere çarptı. Bir hayli onu dövdü. Bunun üzerine, orada bulunan Ümm-i Fadl, odanın direklerinden birini alıp, şiddetle Ebû Leheb'e vurdu. Ebû Leheb'in başından yaralandığını görünce, "Kimsesi yok diye onu güçsüz gördün değil mi?" dedi. Ebû Leheb, zelîl, hakîr ve horlanmış bir vaziyette dönüp gitti. Bundan sonrasını Ebu Rafi şöyle anlatır: "Yedi gün geçmişti ki, Allahü teâlâ ona, kara kızıl denen bir hastalık verdi. Bu hastalık onu öldürdü. Oğulları onu iki veya üç gece defnetmeden bıraktılar. Nihayet pis bir şekilde kokmaya başladı. Herkes, Ebû Leheb'in yakalandığı hastalıktan, tâundan kaçar gibi, kaçıyor ve sakınıyorlardı. Bunun üzerine Kureyş'ten biri, Ebû Leheb'in oğullarına: "Yazık size, utanmıyor musunuz? Babanızı, kokuncaya kadar evde bıraktınız. Hiç olmazsa onu bir yere gömüp kaybedin!" dedi. Oğulları o şahsa şöyle cevap verdiler: "Biz ondaki cerâhatlenmiş çıban ve sivilcelerden korkuyoruz" dediler. Bu defa adam onlara siz gidiniz, ben geliyorum, size yardımcı olacağım" dedi. Sonra, üçü bir araya geldiler. Yüklenip, kenar bir yere gömdüler. Leşi görünmeyinceye kadar, üzerine taş attılar. Ebû Leheb böylece ebediyyen azap ve ateşler içerisinde kalacağı yurduna, geçiş âlemi olan, karanlık ve Cehennem çukuru kabrine girmiş oldu.