Tebe-i tâbiînin büyüklerinden, fıkıh, hadîs âlimi Süfyân bin Uyeyne hazretlerine "Sehâvet, cömertlik nedir?" diye sordular. "Dostlara ve sevdiklerine iyilik ve ikrâmda bulunmaktır" buyurdular. Muhammed bin Sirîn buyurdu ki: "Biz öyle cömert kimselere yetiştik ki onlar tabaklar içinde, meyve hediyeleşir gibi, gümüş para ile hediyeleşirlerdi." Adamın biri Basra'ya gittiği zaman, "Bu şehrin ulusu kimdir?" diye sormuş. "Hasan el-Basrî'dir" demişler. Tekrar sormuş : "O ne ile onların efendisi olmuş?" Cevab vermişler: "İnsanların ellerindeki dünyalığa tenezzül etmedi, ihtiyaç duymadı; onlar ise ondaki ilim ve dinden faydalanmaya ihtiyaç duydular." Adam bu cevabı alınca: "Ne hoş, ne hoş! Şüphesiz bu onların seyyididir." demiş. Ahmed bin Kays bir kişiyi elinde bir dirhem olduğu halde gördü ve şöyle sordu: "Bu dirhem kimindir?" Kişi 'Benimdir!' dedi. Bunun üzerine Ahmed bin Kays dedi ki: 'Senin elinden çıkmadıkça senin değildir!' Bu mânâda şöyle denilmiştir: "Malı elinde tuttuğun zaman sen onun hizmetçisisin. Onu infak ettiğin zaman, mal senin hizmetçindir'. Rivayet ediliyor ki İmamı Şâfiî, Mısır'da ölüm hastalığına tutulduğu zaman şöyle demiştir: 'Filan adama söyleyin beni yıkasın!' Vefat edince adamın kulağına İmam Şâfiî'nin ölüm haberi geldi. Bunun üzerine adam gelip orada hazır bulundu ve şöyle dedi: 'Hazretin geride bıraktığı tezkereyi (hesap defterini) bana getiriniz!' Tezkereyi getirdiler. Baktı ki, Şâfiî'nin boynunda yetmiş bin dirhem borç var. O borcu kendi üzerine aldı ve ödedi. Sonra da dedi ki: "İşte benim onu yıkamamın mânâsı budur!" Hz. Cabir rivayet eder: Resulullaha "Ey Allah'ın Rasûlü! Amellerin hangisi daha faziletlidir?" diye soruldu. Cevap olarak şöyle buyurdu: "Sabır ve cömertlik" Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Cömerdin yemeği ilaç, cimrinin ki hastalıktır." "Kendi ihtiyacı varken, başkasını tercih edenin günahları affolur." Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr