Enes bin Mâlik hazretleri, Resûlullah efendimiz, Medine-i Münevvere'ye teşriflerinde 9-10 yaşlarında idi. Hemen annesi Ümm-i Süleym kendisini alıp, Resûlullah'ın huzur-u saâdetlerine getirdi. Hizmetlerine kabul buyurmasını istedi. "Yâ Resûlallah! Ensâr erkek ve kadınlarından sana hediye vermiyen kalmadı. Bu oğlumdan başka sana hediye verecek bir şeyim yok. Bunu al. Sana hizmet etsin" dedi. Validesinin bu isteği kabul buyuruldu. Bunun üzerine annesi: "Yâ Resûlallah! Şu hizmetçiniz Enes'e duâ buyurunuz" deyince, Resûlullah efendimiz de "Yâ Rabbi! Enes'in malını ve evlâdını mübârek ve yümünlü eyle, ömrünü uzun eyle, günahlarını af eyle" şeklinde duâ buyurdular. Hz. Ebû Bekir devrinde, Bahreyn havâlisinin zekâtını toplamakla görevlendirilmişti. Hz. Ebû Bekir'in vefâtında, Bahreyn'de bulunuyordu. Daha sonra Medine'ye geldi. Hz. Ömer'in zamanında Medine'de kaldı. Hz. Ömer, onu, meşveret meclisine (Danışma kuruluna) aldı. Onun kıymetli tasiyelerinden istifâde etti. Bu sırada Medine'de kaldığı müddetçe, fıkıh dersi vermekle meşgul oldu. Yine bu devirde Enes bin Mâlik, Toster'de yapılan muharebede elde edilen ganimetin ve Hz. Ömer'e gönderilme şartı ile teslim olmayı kabul eden İran ordusu kumandanı, Hürmüzan'ın, Medine'ye getirilme işini üzerine almıştı. Medine'den Basra'ya gitmiş, Hz. Ömer'in vefatını burada öğrenmiştir. Hz. Osman zamanında da Basra'da kalan Enes bin Mâlik fıkıh dersleri vermeye devam etti. Hz. Osman'ın vefâtını Medine'ye gelirken yolda öğrenmiştir. Hz. Enes, Hz. Ali'nin halifeliği zamanına yetiştiği gibi, Emevî halifelerinden bir kısmını da görmüştür. Hz. Enes, zulme ve haksızlığa dâima karşı olmuştur. Bu konuda çekinmemiştir. Onun için Haccâc'ın yaptığı zulümleri görünce, Halife Abdülmelik'e şikâyette hiç tereddüd göstermemiştir. Buna rağmen, Haccâc, ona darılmamış, onun rızasını kazanmak için elinden gelen gayreti sarfetmiş ve derslerine de devam etmiştir. Bu sırada Sahâbe-i kirâm'ın sayıları azaldığı için yaşayan Sahâbilerin kıymeti daha da artmıştı. Halk, böyle mübârek zâtları arayıp buluyor, onların sohbetlerinden istifâde etmeye çalışıyorlardı. Çünki bunlar, bizzat Resûlullahı görüp, ruhlara gıdâ olan mübârek sözlerini, Onun mübârek ağzından dinlemişlerdi. Bu bakımdan herkes onlara gerekli hürmet ve saygıda kusur etmemeye gayret ediyorlardı.