Avrupalılar, dünya tepsi gibi düz, etrâfı duvar çevrili zannederken, müslümanlar yer küresinin yuvarlak olup döndüğünü buldular. Musul ve Diyarbakır arasındaki Sincâr sahrâsında, meridyenin uzunluğunu ölçtüler ve bugünkü gibi buldular. 1185'te vefât eden Nûr-üd-dîn Batrûcî, Endülüs İslâm Üniversitesinde astronomi profesörü idi. (El-hayat) kitabında bugünkü astronomiyi yazmaktadır. Galile, Kopernik, Newton, dünyanın döndüğünü müslüman kitaplarından öğrenip söyleyince, bu sözleri suç sayıldı. Galile, papazlar tarafından muhâkeme edilip hapsolundu. Tanzîmâta kadar medreselerde fen dersleri okutuluyordu. Aydın din adamları yetişiyordu. Dünyaya önderlik ediyorlardı. Fen dersleri kaldırılınca, keşifler, buluşlar da durdu. Batı, Doğuyu geçmeye başladı. Bugün, dînimizi, o büyük âlimlerin kitaplarından okuyup, öğreneceğiz! Din bilgileri, Ehl-i sünnet âlimlerinden veya bunların kitaplarından öğrenilir. Keşf ile, ilhâm ile, ilim elde edilmez. Bunların kitaplarını okuyan, hem ilim öğrenir, hem de kalbleri temizlenir. İnsanların, sıhhatli, sağlam ve rahat, neşeli yaşamalarına ve âhırette sonsuz saadete kavuşmalarına sebep olan faydalı şeylere (Ni'met) denir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, kullarına lâzım olan bütün nîmetleri yarattı. Bunlardan nasıl istifâde edileceğini, nasıl kullanacağımızı, Peygamberleri ile gönderdiği kitaplarında bildirdi. Bu bilgilere (Din) denir. Müslüman olsun, kâfir olsun, herhangi bir insan, bu kitaplara uygun yaşarsa, dünyada rahat ve huzur içinde olur. Meselâ, bir eczâhânede yüzlerce faydalı ilâç vardır. Her ilâcın kutusunda tarifnamesi vardır. İlâcı, tarifeye uygun kullanan, faydasını görür. Tarifeye uymayan ilâçtan zarar görür. Kur'an-ı kerime uygun yaşayan da nîmetlerden fayda görür. Dünyada ve âhırette saadete kavuşmak, rahat ve neşeli yaşamak için müslüman olmak lâzımdır. İmanı olan ve haramlardan sakınıp, ibâdetlerini yapan kimseye, müslüman denir. İman, belli altı şeye ve bütün emir ve yasakların hepsine inanmak demektir. Allahü teâlâ hakîkî müslümandan râzı olur. Onu sever. Hakîkî müslüman olmak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi îman etmek ve ibâdetlerini doğru ve (İhlâs) ile yapmak lâzımdır. Allahü teâlâ doğru ve ihlâs ile ibâdet yapanları seveceğini, bunların kalblerine dünyada feyzler, nûrlar vereceğini, âhırette de (Sevap), yâni iyilik vereceğini vaat etti. (İbâdet), emirleri yapmak, (Takvâ) haramlardan, yasak edilmiş olanlardan sakınmak demektir.