Hristiyan Batı âlemi, asırlardır yaptıkları "Haçlı Seferleriyle" bir yere varamayacaklarını, İslamiyeti kılınç kuvveti ile yok edemeyeceklerini anlayınca, dini bozmak, aslından uzaklaştırmak için kaleyi içeriden fethetmeye karar verdiler. Bunun için dinde "bid'at" ve "reform" üreten bozuk fırkalar, akımlar ortaya çıkarttılar. Ehli sünnet inancına sahip İslam âlimlerinin dışında kalan, bütün Müslüman aydınlar bilerek veya bilmeyerek; az veya çok bu sinsi faaliyete destek verdiler. İslam dünyasında dinde reform hareketlerine ilk açık destek, Abduh, Cemalettin Efgani, Mercani, Musa Carullah... gibi reformistlerden geldi. İslamın yeniden yorumlanması fikrini ortaya atarak reformculuğa, İslamı protestanlaştırmaya bunlar öncülük ettiler. Kulvarları farklı da olsa, Hasan el Benna, Seyyit Kutup, Mevdudi, Raşit el Gannuşi, Hasan Turabi, Malik bin Nebi, Muhammed İkbal, Hamidullah gibi kimselerin ortaya attıkları "Kur'an'a" dönüş hareketi ile bid'atleri ve dinde reformu savundular. Bunlar, Ehli sünnet itikatında olup bid'atlere karşı olan Türklere, Osmanlıya da düşmanlık beslediler. İSLAMIN PROTESTANLAŞTIRILMASI Türk dünyasında da; türkçülüğü, turancılığı esas alan "Türk Yurdu" mecmuası dinde reformculuğun savunuculuğunu yaptı. Burada toplanan aydınların faaliyetleri, İslamın Protestanlaştırılması hareketinin ekmeğine yağ sürdü. Çünkü bunlar da Hristiyanlık gibi, İslamın da değişime ayak uydurmasını, reformu savundular. Bunlar, türkçülük maskesi altında, dinde reform çalışmaları yaptılar. Bu çalışmalarda, İttihatçıların önde gelenlerinden ve genel merkez azası Ziya Gökalp ve İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Musa Carullah.. gibi reformcu kimseleri öne çıkarttılar. 1917'de Moskova'da Musa Carullah'ın divan üyesi olarak katıldığı Reform hareketlerinin tartışıldığı toplantıda "Kur'an'ın bazı kuralları eskimiştir. Bunları tarihin malı saymak lazım..." ( Rusya'da Birinci Müslümanlar Kongresi Tutanakları- Kültür Bakanlığı yayınları sh.394) türü fikirlerin tartışılması bunun ne denli bir "yenilikçi" reformcu olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalar ile islamın temel kitapları ve emirlerini, her asrın modasına, gidişine göre değiştirmeye kalkıştılar. Böyle değişiklikleri de, Kur'an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri kendilerine göre yorumlayarak yapmak istediler. Örneğin, "Müminler mâruf olan şeyleri emreder" âyeti kerimesindeki, İslâmiyetin kabûl ettiği iyilikler manasındaki "mâruf" kelimesine Ziyâ Gökalp ve benzerleri, örf, âdet diyerek, islâmiyeti âdete, modaya göre değiştirmeye kalkıştılar. Zaten, Ziyâ Gökalp, (Din ve İlim) adındaki şiirinde, "Nikâh, talâk, miras, bu üç işte gerek müsâvât!/ Bir kız, irste yarım erkek, izdivâçta dörttebir,/ Bulundukca, ne âile, ne memleket yükselir!" Mısraları ile Kur'an-ı kerimin aile ve miras ile ilgili açık emirlerini değiştirerek zamana uydurmaya çalışmıştır. Bugün, malum reformcu kimseler tarafından ikide bir ortaya atılan, Türkçe ibadet, Türkçe Kur'an, Türkçe ezan düşüncesinin de fikir babası budur: "Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur./ Köylü anlar manasını namazdaki duanın/ Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kur'an okunur." Mısraları günümüz reformcularına ilham kaynağı olmuştur. İSLAMİYETİ İÇERİDEN YIKAN Son devir İslam büyüklerinden Abdülhakim-i Arvasi hazretleri buyurdu ki: "Dinde reform sapıklığını ortaya ilk çıkaran, İbni Teymiyye oldu. Bu sapıklık sonradan, câhiller ve islâm düşmanları tarafından küfre kadar götürüldü" "Kâhire müftîsi Abduh, islâm âlimlerinin büyüklüğünü anlayamamış, islâm düşmanlarına satılmış, sonunda mason olarak, islâmiyeti içerden yıkan azılı kâfirlerden olmuştur. İzmirli İsmâîl Hakkı, Hamdi Akseki, Şerâfeddîn Yaltkaya, Şemseddîn Günaltay, Muhammed Âkif ve damadı Ömer Rıza Doğrul daha nice din adamları, onun kitaplarını okuyarak tesîri altında kalmışlar, çeşitli aykırı yollar tutmuşlardır" Günümüzde de kim, kimi savunuyorsa; onun düşüncesinde, inancında, onun yolunda olduğu anlaşılır. (Dinde Reformcular hakkında daha geniş bilgi için, "Faideli Bilgiler" kitabına bakılabilir. Hakikat Kitabevi-0212 5234556)