Güvenilir insan olmak

A -
A +

Çağımızda hasret kaldığımız insani sıfatlardan biri "Güvenirlilik" sıfatıdır. Maalesef kimsenin kimseye güvenemediği bir zamandayız. Halbuki, insanı insan yapan güzel ahlakın en önemli özelliklerinden biri güvenilir olmaktır. İdeal Müslüman, hangi dine mensup olursa olsun, diğer insanlar nazarında da güvenilir bir kişidir. Zira Sevgili Peygamberimizin en belirgin sıfatlarından biri de budur. O, çocukluğundan itibaren güvenilir insan olarak tanınmıştı. Vefatına kadar bu çizgiden asla ayrılmamıştı. En azılı düşmanları bile onu Mekke'nin en güvenilir insanı olarak görüyorlardı. Bu sebeple kendisine "Muhammedü'l emin" diye hitap ederlerdi. Bu sıfatı taşıyan bir ikinci kişi yoktur. Asr-ı Saadet günleri, onun nasıl güvenilir bir kişi olduğunun sayısız örnekleriyle doludur. Sevgili Peygamberimiz gençliğinden itibaren ticaretle meşgul olmaya başlamışlardı. Yani günümüz tabiriyle kendisi bir iş adamıydı. Diğer tüccarlar sık sık kendisine emanet olarak mallar bırakırlardı. O, bunlardan hiçbirine en zor anlarında bile asla ihanet etmemişti. Medine'ye hicret edeceği sırada müşrikler kendisini öldürmek için evini sardıklarında içeride ne yapıyordu biliyor musunuz? Yanında bulunan amcasının oğlu Hazret-i Ali'ye, üzerinde bulunan gayri müslimlere ait emanet malları teslim ediyor ve kimlere verilmesi gerektiğini bildiriyordu. İslam dininin kısa bir sürede gönüllere yerleşmesindeki en büyük etkenlerden biri de, Sevgili Peygamberimizin güvenilir olmasından kaynaklanıyordu. Sevgili Peygamberimiz, sadece şahıs mallarına değil, kamu malı diyebileceğimiz türden mallar üzerinde de çok hassastı. Mesela, Huneyn gazasında muazzam bir ganimet elde edilmişti. Malların bulunduğu yere geldiklerinde, develerinden inerek parmaklarında tuttukları bir tüyü insanlara gösterirler ve şöyle buyururlar; "Ey insanlar!... Sizin ganimetinizde benim gözüm yoktur. Hatta şu tüy kadarında bile..." Peygamber Efendimiz, Eshâb-ı kirâma sürekli olarak güvenilir olmayı telkin ederdi. İman ile güvenilir olmak arasında sıkı bir bağ olduğunu bildirdi. Nitekim bir Hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır; "Mümin, insanların kendisine güvendiği bir kimsedir. Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kimsedir." Bunlar muhteşem ölçülerdir. Gerçek Müslüman bu ölçülere uyan kimsedir. Bunlar, dünyada huzura ve âhirette de ebedi saadete kavuşmanın anahtarı olan davranışlardır. Güven duygusunun toplumun her kesimine yerleşmesi gerekmektedir. Aksi olursa anarşi evimizin içine kadar girer. Anne-babanın çocuğa, işverenin işçisine, amirin memura, eşlerin birbirine karşı güven duyması sonucu toplum sağlıklı bir yapıya kavuşur. Mesela toplum içinde çok önemli olan bir karşılıklı güvenden bahsedelim: Alış verişte karşılıklı güven ortamını tesis etmek dinimizin çok önem verdiği bir husustur. Zaten ticaretin ve alışverişin özü, karşılıklı güvendedir. Eğer güven olmazsa, insan olarak her şeyden tedirgin olan, herşeyi şüpheyle karşılayan insanlar olup çıkarız ki bu hal, toplumu kökünden yıkar. Kendini aldatmaya çalışan birisinden kim hoşlanır ki?... Sevgili Peygamberimiz, alış verişte güvenin bolluğa, berekete vesile olacağına işaret ederek şöyle buyurmuşlardır; "Emanete riayet rızık, hainlik ise fakirlik getirir." İnsanlar sözüne güvenmedikleri kişilerle alış veriş yapmak istemezler. Müşteri mal almak, satıcı mal satmak istemez. Eğer bu kişi sanat erbabı ise, kimse sipariş vermeyecektir. Dolayısıyla bu kişilere rağbet azalacağından iş yapamaz duruma geleceklerdir. Ancak bunun tam tersi olup da karşılıklı güven ortamı olursa, üretim, tüketim ve buna bağlı olarak kazanç artacağından bu durum bolluk ve zenginliğe, yani berekete vesile olacaktır. (Osman Ünlü'nün "Huzura Doğru 1" kitabından. Kitap, Babıali Kültür Yayıncılığı'ndan temin edilebilir. (0212 454 21 60)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.