Ebu Hasan el-Medainî anlatır: Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Abdullah bin Câfer beraberce hacca gittiler. Ağırlıkları kendilerinden daha önce gittiği için yolda acıktılar ve susadılar. Çadırında oturan bir kocakarının yanından geçtiler. Kadına "su var mı?" diye sorunca "evet, var!" cevabını aldılar. Bunun üzerine develerini çöktürdüler. Çadırın bir tarafında kadının zayıf bir koyunu vardı. Kadın onlara "Şu koyunu sağın, sütünü için!" dedi. Onlar bunu yaptılar. Sonra kadına dediler ki: "Yemek var mı?" Kadın "Hayır! Bu koyundan başka yiyecek bir madde yok! Fakat bu koyunu biriniz kessin ki size yiyecek hazırlayayım!" dedi. Onlardan biri koyunu kesti, yüzdü. Kadın onlara yemek hazırladı. Hava serinleyinceye kadar orada durdular. Giderken kadına dediler ki: "Biz Kureyşteniz. Sağ sâlim Medine'ye döndüğümüz zaman, yanımıza gel, sana iyilik yapacağız!" Sonra gittiler. Hanımın kocası gelince, ona olanları anlattı. Bunun üzerine kocası öfkelendi ve kadına dedi ki: "Allah senin belanı versin! Tanımadığın bir gruba benim koyunumu nasıl keser ve sonra da 'Kureyş'ten birkaç kişiydi' dersin?" Bir müddet sonra, zaruret o karı-kocayı Medine'ye gelmeye zorladı. Karı koca Medine'ye geldiler. Birgün kadın Medine'nin bir sokağından geçerken Hz. Hasan kadını tanıdı. Fakat kadın kendisini tanımadı. Hizmetçisini göndererek kadını çağırdı. Kadına dedi ki: "Ey Allah'ın sevgili kulu! Beni tanıdın mı?" Kadın "Hayır! Seni tanımıyorum!" deyince, Hz. Hasan "Ben filan filan günde senin misafirin olmadım mı?" dedi. Kadın "annem babam sana feda olsun! Sen o musun?" dedi. Hz. Hasan "Evet! Ben oyum!'"dedi. Sonra Hz. Hasan kendisine gelen koyunlarından bir sürü koyun ve bin dinar verdi. Bunu duyan Hz. Hüseyin ve Abdullah bin Câfer de bir o kadar verdiler. Kadın, cömertliğinin karşlığını çok çok fazlasıyla görmüş oldu. Hz. İsa şöyle buyurdu: "Ateşin kendisini yemediği şeyden çok edinin". Kendisine o şeyin ne olduğu soruldu. Cevap olarak "İyilik yapmaktır!" dedi. Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr