Atalarımız, "Her şeyin başı sağlıktır" demişlerdir. Büyük kayıplar, beklenmeyen hâdiseler karşısında teselli için "Sağlık olsun; Allah baş sağlığı versin" deriz. Ama bunlar genelde fikrî, nazarî manada algılanır. Bunun gerçek manasını ancak yaşayan bilir. Hastayken iki rekat namaz kılmanın, rahat bir nefes almanın bile ne kadar zor olduğunu ancak o halde olan bilir. BİR NEFES SIHHAT GİBİ... Sağlık olmadan hiçbir şey yapılamaz. Dünya ve âhiret saâdeti buna bağlıdır. Sağlığı yerinde olan kişi, dünyanın en mes'ûd, mutlu insanıdır. Dünyanın diğer mutlulukları, bundan sonra gelir. Mal, mülk, para, makâm vs. her şey sağlıkla değer kazanır. Eğer sağlık olmazsa, bunların hiçbirisinin kıymeti kalmaz. Kanûnî Sultan Süleyman, "Halk içinde mu'teber bir nesne yok, devlet gibi" diyen bir şâire karşı, "Olmaya devlet cihânda, bir nefes sıhhat gibi" cevabını vermiştir. Süvariye at lâzım olduğu gibi, insana da beden lâzımdır. Sağlık sâyesindedir ki, kendimize, âile efradımıza, yurdumuza, milletimize, bütün insanlığa ve Hâlıkımıza karşı olan vazifelerimizi en iyi şekilde ve gönül rahatlığıyla yerine getirebiliriz. Sağlığımız yerinde olmayacak olursa, hemen hiçbirini rahatlıkla, istediğimiz ve bizden istenilen şekilde yapamayız. Bu konuda da Peygamber efendimizin birçok mübârek sözleri, tavsiyeleri vardır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Sağlık içinde rahatça yaşamak, Allahın kullarına iki büyük ihsânıdır.) (Bir insan, başkasından kötülük görmeksizin, âile efradını sağlıklı görür ve yiyeceği de yanında bulunarak sabaha erişirse, onun gönlünde, bir genişlik, bir sevinç belirir.) (Allahtan af ve sağlık dileyiniz. İnsana, Allahın varlık ve birliğini anlamak üzere verilen bilgiden sonra, sağlıktan büyük ve iyi bir nesne verilmemiştir.) (Sıhhatli beden, mes'ûd ömür, İlâhî birer ni'mettir.) Sağlıklı olmak ne kadar büyük ni'met ve bahtiyarlıktır. Fakat çokları bunun kıymetini bilmez, çoğu zaman korumak için lüzûmlu tedbirleri almaz. Bunların kıymetinin büyüklüğünü felçliler, tutulduğu amansız hastalıktan dolayı döşekte yatanlar, şeker hastaları, kalbinden, midesinden, ciğerinden rahatsız ve muzdarip olanlar daha iyi anlar. Etrafımızda ve hastanelerde sık sık karşılaştığımız ağrı, acı ve çeşitli ızdıraplar içinde kıvranan hastalardan ibret almalı ve sıhhatimizin kıymetini bilmeliyiz! Hastalıkların büyük bir kısmı temizliğe dikkat edilmemesinden ileri gelmektedir. Dış temizlik, yiyeceklerimizin, içeceklerimizin, giyeceklerimizin, teneffüs ettiğimiz havanın, vücûdumuzun, oturup kalktığımız, gezip dolaştığımız, çalıştığımız, uyuduğumuz, yemek yediğimiz yerlerin temizliği, sağlığımızın korunmasında ve devamında büyük önem taşır. Bir Müslüman her şeyden önce bedenen ve rûhen temizdir. "TEMİZ OLANLARI SEVERİM" Temizlik, her türlü sağlığın garantisidir. Temizliğin olmadığı yerlerde, önce bedenî, sonra da bunu takiben rûhî hastalıklar, dert ve felâketler baş gösterir. Tifo, kolera, verem, sıtma, veba, cüzzam, tifüs başta olmak üzere bütün hastalıkların kaynağı pisliktir. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: (Temiz olanları severim.) (Allahın murâdı sizi sıkıntıya koşmak değil, velâkin sizi temizletmek ve üzerinize ni'metini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz.) Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Din, temizlik "esasları" üzerine kurulmuştur.) (Namazın anahtarı temizliktir.) (Temizlik îmânın yarısıdır.) TEŞEKKÜR Rahatsızlığım dolayısıyla, yakın ilgi gösteren, dua eden, başta ENVER ÖREN Abimiz olmak üzere, büyüklerime, dostlarıma, arkadaşlarıma ve genç kardeşlerime teşekkür ve dua ediyor, devam eden tedavim için dualarınızı bekliyorum.