Hiçbir şey onsuz kıymet bulmaz

A -
A +

Dinimize göre, insanın, kendisine lâzım olan bir meseleyi öğrenmesi bütün dünya nimetlerine sahip olmasından daha kıymetlidir. İlim öğrenmekten daha kıymetli birşey yoktur. Çünkü, işlerin hepsi, ilim ile doğru olur, ilimsiz birşey yapılamaz. Peygamber efendimize, "işlerin hangisi üstündür" diye üç kere soruldu. Peygamber efendimiz her seferinde, "İlimdir" buyurdu. Peygamber Efendimize, "Yâ Resûlallah bunun hikmeti nedir?" diye suâl edildiğinde, "Çünkü hiçbir şey ilimsiz doğru olmaz ve onsuz hiç kıymeti olmaz" buyurdu. İnsan birçok sıkıntılara katlanarak, amel işlemektedir. Bunlar ilimsiz olarak yapılırsa, hepsi boşa gidebilir. İlim ve ibâdetin aslı ile iki şey elde edilir: Birincisi, kalbin dünya sevgisinden kurtulması; ikincisi de az yemek, mideyi tıka-basa doldurmamaktır. İbâdetlerde ihlâs ancak bu iki şey ile elde edilir. Bir kimsenin kalbi dünya sevgisi ile, dünya ni'metlerine muhabbet ile doluysa, ondan ihlâslı amel meydana gelmez. Midesi dolu olan kimsede de nefsin arzûları eksik olmaz. Bu arzûlar, kalbi te'sîr altına alır. Böyle bir kimsenin de cenâb-ı Hak nazarında kıymeti yoktur. Mübâhların fazlasından ve haramlardan sakınmalı, nefsin hoşuna giden kötü işlerden uzak durmalıdır. Fesatlık, çekememezlik, kin, kendini beğenme, cimrilik gibi kötü huyları kalbden çıkarmak lâzımdır. Bir kimsenin, itâ'atli iyi huylu kul olabilmesi için dört şart vardır: 1- Uzun emelli olmamak. 2- Cenâb-ı Hakkın va'dinden emîn olmak. 3- Cenâb-ı hakkın taksimine yâni verdiği rızıklara râzı olmak. 4- Mideyi haramlardan korumak. Kim ki, bu dört şeyi yerine getirirse, nefsini itâ'at altına almış olur. İnsan bedeni eğerlenmiş bir at gibidir. Eğer, atın eğeri ve gemi gereği gibi yapılmışsa, harp yerinde çok işe yarar. Eğer at terbiye edilmemişse, eğeri düzgün değilse işe yarayacağı yerde huysuzluk eder. Hem kendi kanının dökülmesine, hem de sahibinin ölmesine, mahvolmasına sebep olur. Nefsine hâkim olan her ni'mete kavuşur. Âyet-i kerîmede meâlen, "Nefsini hevâ ve şehvetlerden uzak tutan kimsenin menzil ve karargâhı Cennettir." buyurulmuştur. A'raf sûresinde de meâlen, "... Bu kimsenin hâli, koğsan da, kendi hâlinde bıraksan da, dilini çıkartıp soluyan köpek gibidir..." buyurularak, nefsinin arzûları peşinde koşan kimse köpeğe benzetilmiştir. Hadîs-i şerîfte de, "İnsanlar, yâ âlim veya talebedir. Bu ikisinden olmıyanda hayır yoktur." buyuruldu. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, akıllı olan kimse, yâ âlim olur yâ talebe. İnsan öğretici olmalı ya da öğrenin... İnsan ancak bu şekilde, Peygamber efendimizin buyurduğu hayırlı kimselerden olur. Nefsi terbiye etmek kolay değil fakat mümkün. Uğraşıldığı takdirde en azgın köpekler bile terbiye edilmektedir. İlim sahibi olan, tövbe edip, nefsi ile mücâdele eden, emirleri yapıp yasaklardan kaçınan, Allahü teâlânın lütûf ve keremine mazhar olur. Böyle kimse, Allahü teâlânın beğendiği kimsedir. Onun gönlü Allahü teâlânın nazargâhıdır. Bu kimse sadece Allahü teâlânın rızâsını istediği için, ihsânlardan, nimetlerden mahrûm kalmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.