Ey oğlum! Allahü teâlânın Peygamberi lâzım olan nasîhatları, açıkça bildirmiş, söylenmedik birşey kalmamıştır. Fakat bu yavru, bu fakîrlere gelip, nasîhat ve yardım istemiş olduğu için, bu yavrunun nasıl, ne yolda bulunduğu sık sık kalbe gelmektedir. Bu bağlılık bu satırların yazılmasına sebep olmuştur. Evet, bu yavrunun böyle sözleri çok işitmiş olduğunu biliyorum. Fakat, yalnız işitmekle, birşey kazanılmaz. Duyduklarını, öğrendiklerini yapmak lâzımdır. Bir hasta, ilâcını öğrenebilir. Fakat, ilâcı kullanmadıkça, iyi olamaz. İlâcı bilmek, onu iyi edemez. Bütün Peygamberlerin ve âlimlerin milyonlarca sözleri ve binlerle kitâbları, hep işlemek içindir. Bilimek, kıyâmette fâideli değil, şefâ'atcı değil, azâb yapılması için hüccet ve şâhid olacaktır. Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimiz buyurdu ki, "Kıyâmet günü, azâbın en şiddetlisine, en kötüsüne düşecek olan, ilminin fâidesini görmiyen, gidişi ilimine uymıyan âlimdir". Yavrum, o zamanki tövbenin, bağlılığın bir netîce vermediğini sen de biliyorsun! Çünkü, Allahü teâlâyı seven ve unutmıyanlardan uzak kalman, o saâdet tohumunun açılıp büyümesine mâni' oldu. Fakat, o tohumun çürümemiş olması, bu yavrunun yetişmeğe elverişli, nefîs bir cevher olduğunu göstermekdedir. O tövbenin, o bağlılığın bereketi ile, Allahü teâlânın, bu yavruyu, ergeç, sevdiği, seçtiği yola kavuşduracağı ümit olunur. Her ne pahasına olursa olsun, Allah yolunda bulunanlara olan sevgiyi elden kaçırmayınız! Bunlara sığınmak, bunlarla berâber olmak iştiyâkını kalbinize yerleşdiriniz! Bu büyüklere olan sevginiz sebebi ile, Allahü teâlânın, kendi sevgisini içinize yerleştirmesini ve kalbinizi, bu dünya çerçöplerine bağlamaktan kurtarıp, büsbütün kendisine çekmesini isteyiniz! Yavrum! Dünyada ve âhirette bütün saâdetlere kavuşmak, ancak, dünya ve âhiretin en üstün insanına uymak ile olur. Cehennem ateşinden, ancak Ona uyanlar kurtulur. Cennet ni'metlerine kavuşmak, seçilmişlerin, sevilenlerin en üstünü olan, O Peygambere uyanlara mahsûstur.