İslamiyet barış dinidir

A -
A +

İslam dini, diğer din mensuplarına en geniş din ve vicdan hürriyetini vermiştir. Bundan dolayı Hıristiyanlar ve Yahudiler en rahat ve huzurlu günlerini Müslümanların arasında geçirmişlerdir. Bu rahatlıktan dolayı, Müslüman olan milletlerin tarihine bakıldığında, çoğunun kendiliğinden Müslüman oldukları görülür. İstanbul alınmadan önce, Bizans halkının, "Kardinal külahı görmektense, Müslümanların sarıklarını görelim" demeleri meşhurdur. Yine Balkanlar'da birçok millet kendiliğinden Müslüman olmuştur. Çok kısa bir zamanda, gaddar, zalim zannettikleri Müslümanlardaki, adâlet ve merhameti açıkça gördüler. İslâmiyetin, iyilik ve merhameti emreden, insanları dünya ve âhiret saâdetine kavuşturan bir din olduğunu anladılar. En küçük bir zorlama ve tehdit olmadan bölük bölük, mahalle mahalle İslâmiyeti kabûl ettiler. Gerçek Müslümanlar, hakîkî din rehberleri, diğer bütün dinlere karşı büyük bir müsâmaha göstermişler, değil Hıristiyan ve Yahûdîleri zorla Müslüman yapmak ve onların ibâdethânelerini tahrip etmek, aksine, onlara yardım, hattâ kiliselerini tamir etmişlerdir. Aklı başında olup, İslâmiyetin emirlerini iyi bilen hiçbir Müslüman zulmetmez. Yalnız isimleri Müslüman olan bazı kimseler, yalnız Hıristiyanlara değil, Müslümanlara da zulmetmişlerdir. Çünkü terörün dini olmaz! Bunların hareketlerinin Müslümanlık ile hiçbir ilgisi yoktur. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde Nisâ sûresi 168'inci âyet-i kerîmesinde meâlen, "Allahı inkâr edenleri ve zâlimleri hiçbir zaman affetmem" buyurmuştur. Peygamberimizin dâimâ barışı tavsiye ettiğini, kendisine karşı çıkanlara bile şefkat elini uzattığını, bütün dünya tarihleri yazmaktadır. Çünkü, Kur'an-ı kerimde, "Barışta hayır var!" buyurulmaktadır. Bunu sadece İslâm tarihçileri değil, objektif olarak olaylara yaklaşan gayri müslim araştırmacılar da ifade etmektedir. Nitekim, Başkan Bush'un danışmanı katolik Prof. David Forte, Başkan'a verdiği raporda, "Bin Ladin ve el-Kaide örgütünün, takip ettiği yolun Ehli sünnet yolu olmadığını, Ehli sünnetin dışladığı, Haricilik, Selefilik yolu olduğunu bildirmiştir." Geçmişte de, İslâm dînini bir vahşet dîni olarak göstermesi ve genç Hıristiyanları böyle terbiye etmesi yüzünden, ilk defa olarak, Müslüman memleketlerine gelen zavallı Hıristiyanların önce ne kadar korktuklarını, sonra gerçeği öğrenip, ne kadar hayret ettiklerini, yazdıklarını hatıralarından öğreniyoruz. Meselâ, İstanbul'da uzun süre yaşamış olan Bayan Müller, yayınlamış olduğu "İstanbul'dan Mektuplar" isimli eserinde şunları yazmaktadır: "Okulda okurken, bize Müslümanların vahşî, hele Türklerin büsbütün gaddâr olduğu öğretilmişti. Onun için, Hâriciye Bakanlığında memûr olan oğlumun İstanbul'a tayin edildiği haberini alınca, ne kadar korktuğumu, ne kadar üzüldüğümü tarîf edemem. Oğlum İstanbul'a gidince, eşim Prof. Müller ile birlikte, onu ziyârete karar verdik. Ben, endişe ile seyâhate hazırlanıyordum. Acabâ bu vahşî Türkler (!) bize nasıl muamele edeceklerdi? Nihâyet, İstanbul'a geldik. İstanbul'un latîf manzarası, üzerimizde çok hoş bir tesîr yaptı. Fakat, asıl bizi şaşırtan, kendileri ile temas ettiğimiz Müslüman Türkler oldu. Bunlar son derece nâzik, son derece kibar, son derece medenî insanlardı. Bütün tesâdüf ettiklerimiz, bize son derecede dost davrandılar. Dâima yumuşaklık gösterdiler. Başka bir dinden olmamız, onların üzerinde hiçbir zaman fenâ bir tesîr yapmadı. Bunları gördükçe, bize yanlış bilgi ve terbiye veren papazlara ne kadar kızıyordum..." Eskiden İslamiyeti kötü, vahşet dini olarak tanıtma işini fanatik Hıristiyanlar yapıyordu. Bugün bunlara, İslamın ana caddesinden ayrılmış, sözde Müslüman kimseler de dahil olmuştur. Fakat eskiden olduğu gibi, İslam güneşini kimse örtemeyecek gerçek İslamın temsilcisi olan Ehli sünnet Müslümanlar, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da İslamın geliş gayesi olan insanlığa huzur ve saadeti yaymaya devam edeceklerdir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.