İslâmiyet, ilmin tâ kendisidir

A -
A +

İslâm dîninin inançlarını, emirlerini ve yasaklarını bildiren binlerce kıymetli kitap yazılmış, bunların çoğu, yabancı dillere çevrilerek, her memlekete yayılmıştır. Buna karşılık, bozuk düşünceli, kısa görüşlü kimseler, her zaman, İslâmın faydalı, feyizli ve ışıklı prensiplerine saldırmış, onu lekelemeye, değiştirmeye, Müslümanları aldatmaya uğraşmışlardır. Daha çocuk iken, böyle yanlış yolda olanlara acırdım. Niçin doğruyu göremediklerine, İslâm dîninin yüksekliğini anlıyamadıklarına şaşardım. Herkesin doğru yolu bulmasını, dalâletten, dünya ve âhıret felaketlerinden kurtulmalarını istiyordum. Bu yolda, insanlara hizmet için çırpınıyordum. Kıymetli gençleri, asîl ve temiz yavruları, şehit evlatlarını, bozuk yazılardan ve sözlerden koruması için ve Müslümanlığın tam ve doğru ve ana kaynaklarına uygun olarak anlaşılması için, Allahü teâlâya yalvarıyordum. Din câhilleri, İslâmiyete ilim ile, fen ile, ahlâk ile, sıhhat ile, temizlik ile saldıramadıklarından, yalan söyleyerek, nâmertçe hücûm ediyorlar. İslâmiyete ilim ile nasıl karşı durulabilir? İslâmiyet, ilimin tâ kendisidir. Kur'an-ı kerimin birçok yeri, ilmi emretmekte, ilim adamlarını övmektedir. Meselâ Zümer sûresi, dokuzuncu âyetinde meâlen, "Bilen ile bilimiyen hiç bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir" buyruldu. Resûlullahın ilmi öven ve teşvîk buyuran sözleri o kadar çoktur ve meşhûrdur ki, düşmanlarımız da, bunları biliyor. Peygamber Efendimiz, "İlmi, Çinde de olsa, alınız!" buyurmuştur. Yâni dünyanın en uzak yerinde ve kâfirlerde de olsa, gidip ilim öğreniniz! Bu gâvur îcâdıdır, istemem, demeyiniz. Bir hadis-i şerifte de, "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz, çalışınız!" buyuruldu. Yâni, bir ayağı mezarda olan seksenlik ihtiyârın da çalışması lâzımdır. Öğrenmesi ibâdettir. Bir defa da, "Yarın ölecekmiş gibi âhırete ve hiç ölmiyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!" buyurdu. Bir hadis-i şerifte, "Bilerek yapılan az bir ibâdet, bilmiyerek yapılan çok ibâdetten daha iyidir!" buyurdu. Bir kere, "Şeytanın bir âlimden korkması, câhil olan bin âbidden korkmasından daha çoktur!" buyurdu. İslâm dîninde kadın, kocasının izni olmadan nâfile hacca gidemez. Sefere, gidemez. Fakat, kocası öğretmezse ve izin vermezse, ondan izinsiz, ilim öğrenmeye gidebilir. Görülüyor ki, büyük ibâdet olan hacca izinsiz gitmesi günah olduğu hâlde, ilim öğrenmeye izinsiz gitmesi günah olmuyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.