Mutarrif bin Abdillah hazretleri, Müslümanlara hizmet etmeyi, onların din ve dünya işlerini yapmayı vazife bilirdi. Buyurdu ki: "Kimin bende bitecek, benim yapacağım bir işi olursa, bir kâğıda yazsın ve bana göndersin. Çünkü ben Müslümanın yüzünde dilencilik zilletini görmek istemiyorum. Zira lütuf ne kadar büyük olursa olsun, istemek ondan daha ağırdır." İnsanlar beğensin diye Kur'ân-ı kerîm okuyan hafızlardan hoşlanmazdı. "Zamanımızda Kurrâ "hafız" kalmadı. Hepsi okuyuşlarıyla" dünya nimeti toplamaya çalışıyorlar" buyurdu. Kimseyi gıybet etmez ve gıybet edilmesini istemezdi. "Yanımda gıybet yapan benim arkadaşım olamaz" buyururdu. Ehil olmadan, anlamadan veya dünya için yazı, kitap yazanların hâline acır ve bunlara nasihat ederdi. Buyurdu ki: "Kıyamet günü birtakım insanlar olacak; dünyada yazdıkları uygunsuz şeyler için; ne olurdu kalemlerimiz ateş olsaydı da ellerimizi dokunduramaz ve yazamaz olsaydık diyecekler." Buyurdu ki: "Helâk olan bir kimsenin nasıl helâk olduğuna hayret etmem. Fakat seâdete kavuşup, kurtulan bir kimsenin nasıl kurtulabildiğine hayret ederim. İyi biliniz ki; Allahü teâlâ bir kuluna, imân ile ruhunu teslim etmekten, iman ile ölmekten daha büyük bir nimet vermemiştir." "Kalbin doğruluğu amellerin doğruluğu iledir. Amellerin doğruluğu da niyetin doğruluğu iledir." Allahü teâlâya ve Resûlullah'a son derece tazim edenlerden idi. Kötü şeyler içerisinde onların ism-i şerîflerinin zikredilmesini uygun görmezdi. Buyurdu ki: İçinizden bazıları hayvanına (köpek ve merkebine... v.s) kızdığı zaman: "Allah cezânı versin, seni şöyle yapsın böyle yapsın der. Halbuki bu uygun değildir. Allahü teâlânın ism-i şerîfine tazim ediniz. Hayvanın (köpek, merkep... v.s) yanında O'nun mübârek ismini ağza almaktan korkunuz." Allahü teâlâya şöyle yalvarırdı: "Allah'ım, ihlâs ile yapmış olduğum her amelim için senden afv ve mağfiret dilerim. Çünkü ben yalnız senin rızânı istiyorum." O daima Allahü teâlânın merhametine sığınır ve hakiki mü'minlerin hali olan "Beyn'el-Havfî ver-recâ" korku ile ümid arasında yaşar ve şöyle yalvarırdı: "Allah'ım bizden razı olmasan da affet. Çünkü efendi, kölesinden razı olmasa da affeder." Buyurdu ki: "İnsana verilen şeyler içerisinde akıldan daha kıymetlisi yoktur." "Vera' (Şüpheli şeyleri terketmek), yalnız kendini bu hâle ehil kılanlara (farzları yapıp, haramlardan sakınan ve Allahü teâlânın rızasını isteyenlere) gelir."