Geçen hafta, geçerli bir imana yani, insanı ahirette Cehennem azabından kurtarıp, Cennete götürecek imandan bahsetmiştik. Ahirette imandan sonra ilk suâl, namazdan olacaktır. Kişi eğer, namazın hesabını verebilirse, diğer ibâdetler ondan sonra sorulacaktır. Yâni bir bakıma namaz barajdır. Barajı aşabilenler diğer ibâdetlerden hesaba çekilecektir. Namaz dinin direğidir. O zaman şöyle diyebiliriz: Her kim, namazını, devam üzere ve ilmihâl kitaplarında bildirildiği gibi, şartlarına uygun olarak edâ ederse, yâni kılarsa İslâm binasını dikmiş, yıkılmaktan kurtarmış olur. Yine her kim ki namazını kılmaz veya aksatırsa, dinini yıkmış olur. Peygamber efendimiz "Dînimizin başı namazdır" buyurdu. Başsız insan olmadığı gibi din de namazsız olmaz. NAMAZSIZ İMAN ÇOK ZOR Namaz, îmândan sonra en üstün ibâdettir. Namaz kılmak, îmânın şartı değil ise de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Namaz kılmayana îmânsız denilemez. Ancak, namaz kılmayanın da îmânını muhafaza etmesi çok zordur... Mükellef olan yâni âkıl ve bâlig olan, yâni aklı yerinde ve büluğ, evlenme çağına gelmiş her Müslümana, her gün beş vakit namaz kılmak farzdır. Farz olduğu, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiştir. Çocuk yedi yaşına geldiğinde namaza başlatmak, on yaşına geldiğinde hâlâ kılmaz ise, bu defa zorla kıldırmak lâzımdır. Namaz kılma konusunda istisna olanlar var mı, başka bir ifade ile kimlere namaz kılmak farz değildir? Bunu bir kıssa ile cevaplandıralım: Geçmişte zengin, fakat dinî bilgisi zayıf biri, bir İslam büyüğünün huzuruna varıp şunu sorar: - Hocaefendi, namaz kılmak bana çok zor geliyor, bundan kurtuluş çaresi var mı, para ile pul ile olacaksa bu konuda endişeniz olmasın! - Namaz kılması farz olmayanlar var! Hemen heyecanla sorar: - Bunlar hangileridir? - Küçük çocuklar, deliler, kâfirler, ölüler ve hayvanlar. - Hocam, bu yaştan sonra çocuk olmak istemen. Deliliğe hiç razı olamam. Kâfir olmak mı, Allah korusun. Ölmeyi ise hiç istemem. İnsan olma şerefini hayvanlığa değişmek ise akıl kârı değil. - Tercih senin! - Efendim bu anlattıklarınızdan çok daha iyi anladım ki, namazdan kurtuluş yok, aklı başında her Müslüman namaz kılmak zorunda. - Evet, şunu da unutma! Namaz, kaçılacak bir şey değil, aksine ona kavuşmak için koşulacak bir şey. Cenab-ı Hak faydasız, hikmetsiz bir şeyi emretmez. Namazın hem dünyada hem ahirette sayısız faydası vardır. Her şeyden önce Cenab-ı Hakkın emridir. Kul, emirleri yapmakla mükelleftir. NAMAZ MÜSLÜMANLIK ALAMETİ Namaz diğer ibadetlerin hülasasıdır, ibâdetlerin en kıymetlisidir. Hadîs-i şerîfte, "Namaz kılmayanın, İslâmdan nasîbi yoktur!" buyuruldu. Bir insan namaz kılarsa, bu insan ile küfür arasında yol kalmaz. İkisi birbiri ile birleşmez. "Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran fark namazdır!" hadîs-i şerîfi, insan ile ölüm arasındaki fark, nefes almamaktır, sözüne benzemektedir. Ölmüş olan insan nefes almaz. Ölmemiş insan nefes alır. Nefes aymayan insanın ölü olduğu anlaşılır. Bu hadîs-i şerîf, namaz kılmakta tembellik edenlerin vahametini bildirmektedir. Namaz kılmak, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, O'nun karşısında kendi küçüklüğünü anlamaktır. Bunu anlayan kimse, hep iyilik yapar. Her gün beş defa, Rabbinin huzurunda olduğuna niyyet eden kimsenin kalbi ihlâs ile dolar. Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemâat ile namaz kılmak, Müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar. Büyükler, küçüklere merhametli olur. Küçükler de, büyüklere saygılı olur. Zenginler, fakîrlere ve kuvvetliler zayıflara yardımcı olur. Sağlamlar, hastaları, câmide göremeyince, evlerinde ararlar. "Din kardeşinin yardımına koşanın yardımcısı Allahtır" hadîs-i şerîfindeki müjdeye kavuşmak için yarış ederler. Şair ne güzel söylemiş: Âkil isen kıl namazı, çün se'âdet tâcıdır. Sen namazı öyle bil ki, mü'minin mi'râcıdır!