Muaviye radyallahü anh, İslamın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulundu. Sicistan, Sudan, Afganistan, Buhara, Hindistan'ın kuzey kısmı, Tunus bunun zamanında alındı. Kıbrıs Bisans'tan kurtarıldı. Kudüs geri alındı. Yine zamanında, İstanbul kuşatıldı; her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatma kaldırıldı. Peygamber efendimiz kendisine , "Benden sonra ümmetimin yerine hakim olursun. O zaman iyilere iyilik et! Kötülük yapanları da af eyle!" buyurmuştu. Resulullahın bu hayır duasının bereketiyle, İslamiyet onun zamanında bu kadar yayıldı. Büyük İslâm âlimi Abdullah ibni Mübârek'e " Muâviye ile Ömer bin Abdülaziz'den hangisi efdaldir?" diye sorulunca "Resûlullah'ın yanında giderken, Muâviye'nin bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz'den yüzlerce defa daha kıymetlidir" buyurmuştur. Peygamberimizden çok hadîs rivâyet etmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden birkaçı şunlardır: "Allahü teâlâ kime iyilik murâd ederse, onu din âlimi yapar ve dinine zarar verecek şeyleri ona bildirir. Ona doğruyu gösterir." "Amel bir kab gibidir, sonu iyi olursa evveli de iyi olur." "Ehli kitab, dinlerinde 72 fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise 73 fırkaya ayrılacak, hepsi Cehennemde olacak, yalnız bir tânesi müstesnâ, o da Ehl-i sünnet velcemâattir. Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacak ki, bunlar, köpeğin sâhibi peşinden koştuğu bir nefsin arzularına uyacaklardır." "Bütün günahları Allah'ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölenin ve kasden bir mü'mini öldürenin afvolması umulmaz." "Ben sâdece bir haznedârım. Her kime gönül hoşnutluğu ile bir şey versem, Allah onu ona hayırlı kılar. Yine bir kimseye bir şeyi, isteği ve aç gözlülüğü sonucu verirsem, onun durumu yiyip yiyip doymayana benzer."