Ebû Râfi hazretleri, Resûl-i Ekrem'in sünnet-i seniyyesini ve yüksek ahlâkını çok iyi bilirdi. Eshâb-ı kirâm, ondan bu konuda çok istifade etmişlerdir. Hatta İbn-i Abbas bir kâtip tutup, onun bu hususta verdiği bilgileri yazdırmıştır. Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâma olan ikramdan daha fazlasını Peygamber efendimize ihsan etmiştir. Çünkü Âdem'e yalnız isim bilgisi verildi. Peygamber efendimize isim bilgisi verildikten sonra, bu isimlere ait şahıslar da bildirildi. Ümmetinden ne kadar kişi gelecekse hepsinin sûretleri kendisine sunulmuştur. Bu konuda Ebû Râfî şu hadîs-i şerîfi bildirir, "Âdem su ile çamur arasında iken, ümmetimin sûretleri bana sunuldu. Âdem'e bütün isimler öğretildiği gibi bana da bütün isimler öğretildi." Hz. Resûl-i Ekrem'in mübarek hanımlarından olan Mâriye'den İbrahim isminde bir oğlu dünyaya teşrif etmişti. Ebû Râfi , Resûl-i Ekrem'e müjde haberini getirdiğinde Peygamber efendimiz, Ebû Râfi'ye bir köle bağışlamıştır. Ebû Râfi'nin Peygamber efendimizden rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîf şöyledir: "Allahü teâlânın kullarının en iyisi, borcunu en iyi ödeyenlerdir." Ebû Rafi, İslâmın ilk zamanlarında müslüman olmasına rağmen müşriklerin şerrinden çekindiği için müslümanlığını açığa vurmamıştı. Bedir muharebesine kadar Mekke'de kaldı. Bedir muharebesi olmuş, müşrikler mağlup olarak Mekke'ye dönmüşlerdi. Ebû Râfi bu sırada Zemzem kuyusunun yanında kendi işi ile uğraşıyordu. Yanında Hz. Abbas'ın zevcesi Ümm-i Fadl var idi. Ümm-i Fadl da müslüman idi. Bedir'de müslümanların, müşrikleri, büyük bir hezimete uğrattıklarını duyunca, çok sevinmişlerdi. Ebû Râfi ile Ümm-i Fadl bu sevinçli haberden konuşuyorlardı. Bu srada oraya Ebû Leheb gelince, konuşmalarını kestiler. Ebû Leheb, Bedir gazasına gitmemiş, yerine As bin Hişâm bin el-Mugire'yi göndermişti. O zamanın âdetine göre harbe gitmiyen bir kimse, yerine başkasını göndermesi gerekiyordu. Ebû Leheb, gelince, kendisine Kureyş'in mağlubiyet haberini verdiler. Bunun üzerine orada bir yerde oturdular. Ebû Râfi ile Ebû Leheb'in sırtları birbirine dönük bir vaziyette idi. Ebû Süfyân da Bedir'den dönmüştü. Hemen yanına çağırıp Bedir'deki yenilgi hakkında bilgi aldı. Ebu Rafi sevinç içinde bunları dinliyordu. Müşriklerin perişan halini duydukça sevinçten uçacak hale geliyordu. Fakat durumunu da belli etmemeye çalışıyordu. (Devamı yarın)