Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm Peygamber olarak gönderildiği zaman şeytanlar iblisin başında toplanarak, üzüntülerini bildirdiler. Bunun üzerine İblis onlara sordu: - Bunlar dünyayı severler mi? - Evet, dünyayı severler. - Öyleyse üzülecek birşey yok. Onlara birçok haksız kazanç sağlatırım. Lüzumsuz harcama yaptırırım. Ve lüzumlu yere para harcatmam. Zaten her kötülük bu üç şeyden meydana gelir. Bir gün Mûsâ aleyhisselam yolda giderken, ağlıyan bir kimse gördü. Dönüşte, aynı kişinin yine ağladığını görünce: - Yâ Rabbi! Bu kimse senin korkundan durmadan ağlıyor, senden af diliyor, dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: - Yâ Mûsâ! Onun gözyaşları ile beyni de aksa yine affetmem. Çünkü onun kalbinde dünya sevgisi var. Hazret-i Ali'ye dünyayı sorduklarında, buyurdu ki: - Dünya helâline hesap, haramına azâb olan bir yerdir. Hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruldu: "Allahü teâlâ dünyadan daha kıymetsiz bir şey yaratmamış ve onu yarattığından beri, bir kerre olsun ona nazar etmemiştir." "Aklı olmıyan dünyalık toplar, ilmi olmıyan dünyalık için düşmanlık eder." "Dünyayı anmak ve düşünmekle kalblerinizi meşgûl etmeyiniz." "Dünya ile aranızda bir munâsebet yok. Zîrâ ben dünyada yaz günü yola çıkan bir yolcu gibiyim. Yolcu, yolda bulduğu bir ağacın gölgesinde bir miktar istirahat ettikten sonra gölgeyi terk ederek yoluna devam ettiği gibi ben de yoluma devam edeceğim." "Dünya peşinde koşan, suda yürüyen insan gibidir. Bunun ayaklarının ıslanmaması mümkün müdür?" "Ey insanlar! Günler geçiyor. Ömürler tükeniyor. Bedenler eskiyip çürüyor. Gece ile gündüz, hayvanların koşuştukları gibi koşuşuyor, uzakları yaklaştırıyorlar, yenileri eskitiyorlar... Ey Allahın kulları şu sözlerimde yasak arzûlardan uzaklaştıracak ve ebedî olan sâlih amelleri teşvik edecek şeyler çoktur."