Bilmiyorum yeryüzünde bizim gibi bir millet var mı? Geçmişini, manevi değerlerini reddeden, her fırsatta kötüleyen, saldıran; fakat öfkesi, kini bir türlü geçmeyen bir millet! Millet derken, bütün milleti de aynı kefeye koymuyorum. Çok şükür, hayli azınlıktalar böyle insanlar. Ancak, sesleri çok çıktığı ve önemli noktaları ellerinde tuttukları için her yerde onların sözü geçiyor. Yaptıklarını sözde millet adına yaptıkları için de içeride ve dışarıda bütün milletimiz böyle zannediliyor. Bu azınlık kesim, her fırsatta, her olayı istismar edip, halk adına halkın manevi değerlerine, dine saldırmayı kendilerine vazife addetmişler! Aslında bu yeni değil, Tanzimat'tan beri böyle. İlk tohumları, ilim öğrensinler diye iyi niyetlerle Avrupa'ya gönderilen, orada milletinin manevi değerlerine karşı beyinleri yıkanıp inancımıza düşman edilen Jön Türklerle başladı. Ekilen tohumlar ortam müsait olduğu için de yetişti, dallandı budaklandı. Yıllarca, bugün ilim adamlarının reddettikleri, Amerika'da ders kitaplarından çıkardıkları "Darwin Teorisi"ni dillerine doladılar; maymundan geldiklerini savundular. Maksatları belli, dinimiz insanların Âdem aleyhisselamdan geldiğini bildiriyor ya akıllarınca bunu çürütecekler... Biliyorsunuz, birkaç ay önce de "gen haritasının çıkarılması" ile ilgili bir yaygara başlatmışlardı. Bu önemli buluşu, "Ölümsüzlüğe ilk adım" manşeti ile duyurdular. Kopyalama hadisesinde de aynı şeyi yaptılar. "Bilim artık insan yaratacak!", "Bilim dinî inançları sarstı" gibi akıl mantık dışı saldırılara geçmişlerdi. Şimdi gelelim bugün esas değinmek istediğim konuya. Geçtiğimiz Kurban Bayramı, kurban kesimi ile ilgili yaygaraya. Merak ettiğim aynı gün dört beş gazete, bir o kadar da TV aynı konuyu aynı günde nasıl gündeme getirebiliyorlar? İster istemez insanın aklına geliyor; herhalde ne tür bir yaygara yapılacağı önceden belirleniyor ve bildiriliyor. Muhabirlere emir veriliyor! Onlar da emir gereği malzeme topluyorlar... Ne garip tezat ki, aslında o fotoğrafları çekenlerin, görüntüleri alanların aileleri de hatta kendileri de aynı şekilde kurban kesiyorlar. Kesim esnasında tabii ki temizliğe dikkat edilecek, çevre temiz tutulacak. Bunun aksini kimse söyleyemez. Çünkü bu dinimizin de emri. Zaten dinimizin emrini bilen bunu yapıyor, derin bir çukur açıyor, kanı ve hayvanın diğer kullanılmayan parçalarını buraya gömüyor. Üzerini de örtüyor, ortada hiçbir pislik kalmıyor. Böyle yapmayanlar da imkansızlıktan yapamıyorlar. Siz bunlara, tertemiz bir kesim yeri yaptırdınız da orada kesmediler mi? Benim oturduğum İhlas Yuva sitesinde, sık sık uğradığım Marmara Evleri sitesinde ve diğer bazı sitelerde hiçbir olumsuz görüntü göze çarpmaz. Çünkü site yönetimleri tedbiri almış, site sakinlerine bu hizmeti sunmuş. Bu olayda, bir eksiklik, kusur varsa vatandaşın değil, vatandaşın bu dinî vecibesini düzgün olarak yerine getirmesinde yardımcı olmayanlarındır. Belediyeler, başta çevre temizlik vergisi ve diğer sayısız vergi alıyorlar, bunların karşılığı olarak, her semte niçin yeterli bir kesim yeri yapmıyorlar? Yine yıllardır halkın kurban derilerini toplayan Türk Hava Kurumu niçin kesim yerleri tesis etmiyor? Her nimetin bir külfeti olacaktır. Hiçbir şey karşılıksız olmaz. Bunca yıldır sağladığı nimete karşılık THK, niçin bu külfete katlanmıyor? Basın gerçekten samimi ise, bir aksaklığı gidermek istiyorsa ilgili kuruluşlara yüklenmesi gerekir. Fakat hep gariban vatandaşın üzerine gidiliyor. İlgili mercilere yüklenmeyip, çaresiz halka yüklenmek; onun manevi değerleri ile inancıyla alay etmek insafa sığmaz. Bu, samimiyetsizliği, ikiyüzlülüğü gösterir. Gerçek niyetleri, her fırsatta olduğu gibi burada da gizli din düşmanlığı... Maksat, üzüm yemek değil bağcıyı dövmek...