"Müslümanın hangisi hayırlıdır?

A -
A +

Eshab-ı kiramdan, en çok hadis-i şerif ezberleyenlerden biri de Abdullah bin Amr bin Âs hazretleridir. Bizzat Peygamber efendimizin mübârek ağızlarından işiterek çok ilim öğrenmiştir. Bizzat Peygamberimizden birçok ilimleri öğrenmeye aşırı derecede meraklı idi. O'ndan işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine pekçok hadîs-i şerîf yazmıştır. Eshâb-ı kirâmdan ençok hadîs-i şerîf rivâyet eden Hz. Ebû Hüreyre, onun ilminin çokluğunu itiraf buyurarak: "Resûlullah'ın hadîs-i şerîflerini, benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır. Fakat Abdullah bin Amr, benden daha çok ezberlemiştir. Çünkü o, yazıyordu. Ben yazmamıştım" dedi. Abdullah bin Amr'ın, Resûlullah'tan her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri, ona: "Sen Resûlullah'tan her şeyi yazıyorsun. Halbuki Resûl-i Ekrem bazan gazab, kızgınlık halinde, bazan da sevinçlilik halinde bulunup söz söyleyebilir." dediler. Bunun üzerine Hz. Abdullah, işittiklerini yazı ile kaydetmek hususunda tereddütte kalmış ve meseleyi Resûl-i Ekrem'e arzetmişti. Resûlullah efendimiz, Onu dinledikten sonra, buyurdu ki: "Yazmaya devam et! Çünkü, Allahü tealâya yemin ederim ki, ağzımdan hak (yani doğru, gerçek) Olandan başka bir şey çıkmamıştır." Resûlullah'tan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri, "Sahife-i Sâdıka" adı verilen bir kitapta toplamıştır. Bu eserinde, bizzat Resûlullah'tan işiterek aldığı hadîs-i şerîfler mevcuttur. Kendisine bir suâl sorulduğunda, yazdıklarına bakararak cevap verirdi. Bir gün kendisine, Kostantiniyye (İstanbul) ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel fethedileceği soruldu. Hz. Abdullah suâli dinledikten sonra bir sandık getirtmiş ve şu cevabı vermişti: "Bir gün Resûlullah'ın etrafında oturmuş, hadîs-i şerîf yazıyorduk. Derken Resûl-i Ekrem'e şöyle soruldu: Kostantiniyye veya Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek? Resûlullah buyurdu ki: "En önce Herakliyus'un şehri olan Kostantiniyye (İstanbul) feth olunacaktır." Bir gün kendisine, "Şerrin en fenası ve hayrın en iyisi hangisidir?" dediler. Buyurdu ki: "Hayrın en iyisi doğru söz, kötülüğü düşünmeyen kalb ve itaat eden hanımdır. Şerlerin de en fenası yalan söz, fena kalb ve itaat etmeyen hanımdır." Kendisi şöyle bildiriyor: "Bir gün Resûl-i Ekrem'e, "Yâ Resûlallah! Müslümanın hangisi hayırlıdır?" diye sordum. Buyurdular ki: "Fakirleri doyuran, tanıyıp tanımadığı her Müslümana iltifat eden."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.