Âlemin şimdi var olması, sonsuzdan var olarak geldiğini göstermez. Aksine, yoktan var edilmiş bir ilk varlığın bulunduğunu gösterir. Âlemin yoktan var edilmiş ve o ilk âlemden hâsıl ola ola, bugünkü âleme gelinmiştir. Âlemi yoktan var eden bir yaratıcı vardır. Bu yaratıcı kadîm yâni hep var olması, hiç değişmeden, sonsuz var olması lâzım gelir. Bu hiç değişmeyen bir yaratıcının ismi "Allah"tır. Allahü teâlâ, kendini tanıtmak için, insanlara Peygamberler göndermiştir. Son ve en üstün Peygamberi olan Muhammed aleyhisselâmın hayatını, üstünlüklerini, doğru yazılmış kitaplardan okuyan anlayışlı ve insâflı bir kimse, Allahü teâlânın var olduğunu ve Muhammed aleyhisselâmın O'nun Peygamberi olduğunu hemen anlar. Seve seve Müslüman olur. Allahü teâlânın var olduğuna, bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselâmın O'nun Peygamberi olduğuna ve Peygamberlerinin en üstünü olduğuna ve bunun her sözünün doğru, faydalı olduğuna inanmaya "İman etmek" ve "Müslüman olmak" denir. Böyle inanan kimseye "Mümin" ve "Müslüman" denir. Müslümanın öğrenmesi lâzım olan ilimlere "Ulûm-i İslâmiyye" denir. İslâm bilgileri, iki kısımdır: Birinci kısmı, "Din bilgileri"dir. Bunlara "Ulûm-i nakliyye" denir. Bunlar, Ehl-i sünnet âlimlerinin "Edille-i şer'iyye" denilen dört kaynaktan çıkarılmıştır. Din bilgileri, hiç değişmez. Fen bilgileri zaman ile değişir. Din bilgilerini, fen bilgilerine göre değiştirenlere (Filozof) ve (Dinde reformcu) denir. Bunlar nakle değil, akla inanırlar. Din bilgilerini, fen bilgileri ile isbât eden müminlere (Hukemâ) denir. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmemiş bilgilere İslâm âlimleri muhtelif mânalar verdi. Böylece, îman edilecek şeylere, birbirlerinden farklı inanan yetmişüç fırka meydana geldi. Bunlardan îmanları doğru olan bir fırkaya (Ehl-i sünnet) ve (Sünnî) denildi. Yanlış mâna verenlere (Bid'at ehli) denir. Şiiler ve Vehhâbîler böyledir. Fen bilgilerine yanlış mâna vererek Müslümanın îmanını bozana (Zındık) ve (Fen yobazı) denir. Allahü teâlâ, Cenneti ve Cehennemi yarattı. Her ikisini de dolduracağını bildirdi. Cehennemde sadece kafirler sonsuz kalacaktır. İnsanların ve cinnin çoğu Cehenneme girecektir. Fakat, mahlûklarının çoğunu Cennete koyacak, rahmeti gazabını aşacaktır. Çünkü, cinnîler, bütün insanların on katından daha çoktur. Melekler de, cinnîlerin on katından daha çoktur. Meleklerin hepsi Cennette olduğundan, Cennettekiler daha çok oluyor.