İsrailoğullarından birkaç kişi bir mezarlıktan geçerken içlerinden biri, "Allah'a duâ etsek de bunlardan biri dirilip de kendisinden bir şeyler sorsak" dedi. Duâ ettiler ve birisi gözlerinin önünde secdeden kalkar gibi mezardan çıktı. Sonra: "Arkadaşlar, benden ne istiyorsunuz? Öleli tam elli yıl oldu, daha ölüm acısından kurtulamadım" dedi. Peygamber Efendimiz: "Allah'ım, Sen, ruhu sinir, damar ve parmak uçlarından alırsın. Allah'ım, ölümümde bana yardımcı ol ve ölümümü kolaylaştır" diye duâ ederdi Peygamber Efendimiz, ölümün, elem ve acısını anlatırken: "O, üçyüz kılıç yarası kadardır" buyurdu. Yine Peygamber Efendimize ölümün şiddetinden sorduklarında: "Ölümün en ehveni, yün arasındaki pıtrak gibidir. Hiç pıtrak yünsüz çıkarılır mı? O, çıkarıldığı vakit onunla bir sürü yün de çıkar" buyurmuştur. Yine Peygamber Efendimiz bir hastanın ziyâretine gittiğinde: "Onun çektiğini ben bilirim. Onun her damarı ayrı ayrı ölüm acısını çekmektedir" buyurdu. Hz. Ali savaşa teşvik eder ve: "Şâyet savaşta öldürülmezseniz başınız yastıkta öleceksiniz. Vallahi, bin kılıç yarası, benim için yatakta ölmekten daha ehvendir" derdi. Evzâî de: "Ölü dirilinceye kadar ölüm acısını çeker" demiştir. Şeddad bin Evs de: "Mü'min için dünya ve âhirette en şiddetli acı ölümdür. O, çengel ile çekip içini çıkarmaktan, makasla biçilmekten ve tencerede kaynamaktan da daha zordur. Eğer bir ölü dirilip ölüm acısını haber verse, artık hayattakiler hiçbir şeyden zevk alamaz duruma gelirlerdi" dedi. Zeyd bin Eslem'in babasından rivâyetine göre, "Mü'minin ulaşamadığı bir derecesi kalırsa, ölürken can çekişmedeki eziyetle bu dereceyi alır ve bu sayede Cennet'teki mevkiine ulaşır. Kâfir de yaptığı bir iyiliğin mükâfatını henüz görmemişse ölüm ânında onu görmek ve sonunda Cehennem'deki yerini almak üzere canı kolaylıkla çıkar" demiştir. Adamın biri ölüm döşeğinde yatanlara, "Acınız nasıldır?" diye sorar dururdu. Kendisi ölüm döşeğine yatınca, "Sen bu acıyı nasıl buluyorsun?" diye sorduklarında, "Göklerin yere yapıştığını ve kendisinin iğne deliğinden geçirilmekte olduğunu" söyledi. İbrâhim aleyhisselâm vefat ettiğinde Allahü teâlâ ona: "Ölümün acısını nasıl buldun? diye sordu. İbrahim aleyhisselâm: "Yaş yüz üzerine sokulup çıkarılan kızgın şiş gibi" dedi. Allahü teâlâ: "Hâlbuki biz, senin canını ehven şekilde aldık" buyurdu.