Yarın akşam, Regaib Kandili'dir. Regaib Kandili recep ayının ilk cuma gecesidir. Receb ayının ve Regaib Kandili'nin önemi hadis-i şeriflerde şöyle bildirilmiştir: "Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teala, dünyada ve ahirette ikram eder." "Recebin ilk cuma gecesini (Regaib Kandilini) ihya edene, (saygı gösterene), Allahü teâlâ kabir azabı yapmaz. Dualarını kabul eder. Yalnız, yedi kimseyi af etmez ve dualarını kabul etmez: Faiz alan veya veren, Müslümanları aşağı gören, anasına, babasına eziyet eden, karşı gelen çocuk, Müslüman olan ve İslamiyet'e uyan kocasını dinlemeyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı sanat edinenler, livata ve zina edenler, beş vakit namazı kılmayanlar." (Bunlar, bu günahlardan vazgeçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.) "BU GECEDEN GAFİL KALMA!" Bir defasında, Peygamber efendimiz, receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşlı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp; "Yâ Resûlallah, ben receb ayının hepsini oruç tutamam" dediğinde; Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Sen receb ayının birinci, on beşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş gibi sevâba kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cuma gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib Gecesi demişlerdir. Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ'be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ onlara hitâben: "Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz" buyurur. Onlar: "Yâ Rabbî, istediğimiz, receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir" deyip, isteklerini arz ederler. Allahü teâlâ: "Ben, receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim buyurur." Yine Peygamber Efendimiz buyurdu ki: - Receb ayında bir gün, bir gece vardır ki, bir kimse o gün oruç tutsa, gecesinde namaz kılsa, ibâdete devam eylese, bir senenin bütün günlerini oruç tutmuş, bütün gecelerini ibâdetle geçirmiş sevâbı verilir. O gün recebin yirmi yedinci günüdür. Bazıları Regâib, Berât ve Kadir Gecesi nafile namazları cemaatle kılmaktadırlar. Halbuki, nafile namazları cemâatle kılmak mekruhtur. Ayrıca "Regâib Namazı" diye bir namaz kılınmaktadır. Regâib Namazı, Recebin ilk cuma gecesi kılınan nâfile namazdır. Hicretten dört yüz seksen sene sonra ortaya çıkmıştır. Birçok âlimler bunun, çirkin bid'at olduğunu yazıyor. Çok kimsenin kılmasına aldanmamalı, sünnet sanmamalıdır. Regaib Kandilinin, Resulullah efendimizin babası Hz. Abdullah'ın evlendiği gece ile hiçbir ilgisi yoktur. Memleketimizde ve birçok İslâm memleketlerinde, bir asırdan beri, Abdullah'ın evlendiği geceye, Regaib Kandili ismini veriyorlar. Regaib Gecesine böyle mana vermek doğru değildir. Böyle söylemek, Resulullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine Validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusur sayılmaktadır. BU GÜNLERİ FIRSAT BİLMELİ Bu mübârek zamanlarda vadedilen sevâblara kavuşabilmek için, her şeyden önce Ehl-i sünnet itikadında olmalıdır. İlmihal bilgilerini, ibâdetleri, haramı ve helali öğrenmeli ve yaşayışı bunlara uygun hâle getirmelidir. Çok tevbe ve istiğfar etmeli, kazaya kalmış oruç ve namazları, bu günleri vesile ederek hemen kaza etmeye başlamalıdır. Bir an evvel bu borçlardan kurtulmak için çalışmalıdır. Kaza borcu olanın, nafile ibâdetlerle meşgul olması uygun değildir. Nafile ibâdetlerin sevâbına kavuşabilmek için, farzları yapmak ve farz borçlarını bitirmek, haramdan sakınmak lazımdır. Fırsatı, ganîmet bilmelidir. Bu günlere bir daha kavuşup, kavuşamayacağımız belli değildir. Bu günleri fırsat bilerek günâhlara istiğfar etmeli, Allahü teâlânın affetmesi için yalvarmalıdır. İbâdetleri yapmalı, ömrü zayi etmemelidir.