Rüşvet, zulmün, haksızlıkların çoğalmasına sebep olur. Bundan dolayı insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygı ortadan kalkar. Bu da, devletteki birlik ve beraberliğin bozulmasına ve nihâyet devletin yıkılmasına sebep olur. Rüşvet alan memur, devletine ihânet etmekte ve nâmus, haysiyet sâhibi vatandaşlara zulüm yapmaktadır. Zulüm ise, büyük suçtur ve günâhtır. Rüşvet teklifi dahi suç sayılmıştır. Yalnız görevlinin aldığı rüşvet olmuyor... DAMATTAN İSTENEN PARA!.. Başka rüşvet çeşitleri de var. Meselâ, kızın babasının veya akrabasının, kızı vermeye râzı olmaları için damattan istedikleri para veya mal da rüşvet olur. Kızın babası, parayı, malı kendisi için değil de kızına, ziynet eşyası alsa veya kuracakları eve ev eşyası olarak alsa bu rüşvet olmaz, haram olmaz. Fakat, damat ekonomik yönden durumu iyi değilse, şunu bunu alacaksın diyerek zora sokmamalıdır. Zorda kalıp borçlanarak istenilen eşyaları alan damat ileride çok zor durumda kalıyor. Ödemede zorlanıyor. Aile huzuru bozuluyor. Geçimsizlik, huzursuzluk başlıyor. Birçok genç düğün masrafından korktuğu için evlenememektedir. Kız tarafının çok masraf şartı koyup, evliliklere mani olmanın büyük vebali vardır. Bazı bölgelerimizde, kız bir köyden başka köye gelin gidince, damattan toprak bastı parası istenir. Ayak bastı parası almak da rüşvettir, harâmdır. Hacca gidenlerden de toprak bastı parası alınıyor. Bu da rüşvettir, haramdır. Müslümanın, dinini, malını, canını, namusunu, hakkını kurtarmak için istemeyerek rüşvet vermesi câizdir. Rüşvet istemek aslâ câiz değil, harâmdır. Lâyık olmayan kişileri işe almak için para istemek de rüşvettir. Memleket idaresini ehliyetsiz ellere terk etmek demektir. Bu da bir milletin yıkılmasına sebep olur. Bir öğretmenin, kabiliyetsiz bir talebeyi rüşvetle geçirmesi de lâyık olmayan kimselerin iş başına geçmesine vesîle olur. Alt sırada olan bir evrakı rüşvetle üste çıkarıp hemen muamelesini yapmak, diğer sırası gelen insanların haklarına tecavüzdür, zulümdür. Doktorun rüşvet alarak sağlam memura rapor vermesi, düzenin bozulmasının, memleketin yıkılmasının sebeplerindendir. Bir iş yerinde özel şirkette çalışan, kimselere adlarına bayramlarda ba'zı özel günlerde çeşitli hediyeler geliyor. Gelen bu tür hediyeler, şirkete yani şirketin sahibine gelmiş demektir. Dolayısıyla onun izni olmadan, şirkette çalışan kimseler kullanamazlar. Şirketin sahibi veya yetkili kıldığı bir kimse, gelen bu hediyeyi o kimsenin kullanmasına müsaade ederse kullanabilir. Aksi takdirde, başkasının malını ondan habersiz kullanmış durumuna düşer. Oradaki işinden dolayı tanıştığı değil de meselâ, okul arkadaşı, akrabası ziyaretine gelmiş olsa gelirken de hediye getirmiş ise bu hediye kendisinindir. Çünkü, yaptığı işten dolayı tanıştığı kimselerden gelmemiştir. MİLLETİ ÇÖKERTEN İLLET!.. Alınan rüşvet geri verilmelidir. Dînimiz, gasbedilmiş malı ve zulüm, hırsızlık ile alınan ve rüşvet, faiz, kumar ücretleri ve diğer hıyanet yollarından birisi ile ele geçen kazancın yenilmesini ve başkalarına yedirilmesini yasak etmiştir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Birbirinizin mallarını aranızda [Kumar, hırsızlık, gasp, rüşvet gibi] bâtıl sebeplerle yemeyin!) (Onlar yalan söylerken, rüşvet alırken, fâiz yerken, âlimleri ve zâhidleri, onlara niçin mâni olmuyor? Onları yaparken görüp de, menetmemek, elbette çok kötü ve çok çirkindir.) Neticede, rüşvet bir milleti manen ve maddeten çökerten bir illettir. İlgililere yardımcı olmak, her ferdin vazifesidir. Rüşvetin çoğalması, yaygınlaşması aynı zamanda Kıyâmet alâmetlerindendir. Peygamber efendimiz, Kıyâmet alâmetlerini sayarken buyurdu ki: (Hâkimler rüşvet alarak haksız karar verir. Adam öldürmek çoğalır. Gençler ana-babasını, hısım akrabasını aramaz, saymaz olur. Kur'ân-ı kerîm mizmârdan, yâni çalgı âletlerinden okunur. Tecvîd ile, güzel okuyanları, dîne uyan hafızları dinlemeyip, mûsikî ile şarkı gibi okuyanları dinlerler.)