Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..

A -
A +

Son yıllarda sema gösterileri ve ney sesleri ramazanların, TV-Radyo ramazan proglamlarının, iftarların vazgeçilmezi haline geldi!.. Özellikle resmî ramazan toplantılarının, entelektüellerin ve siyasilerin iftar sofralarının olmazsa olmazı artık sema ve ney... Sema ve ney ayrıca Mevlevilerin alâmeti farikası! Bununla ilgili bir haber: "İftar yemeğinin ardından, Konya Tasavvuf Müziği Topluluğu iki bölümden oluşan gösteri yaptı. Topluluk ilk olarak ilahilerden oluşan tasavvuf konseri sundu. Programın ikinci bölümünde ise Karcığar Mevlevi Ayini eşliğinde sema töreni yapıldı..." İşin en kötüsü de, dinimiz ile uzaktan yakından alakası olmadığı halde bunların dinî bir merasim, sevap beklenebilecek bir ibadet şekli olarak sunulması, lanse edilmesi. Başlıktaki "âyin" kelimesi muhakkak dikkatinizi çekmiştir. Bu benim ifadem değil, kendilerinin yani mevlevilerin kendi ifadesi. Hristiyanlar için kullanılan bir tabiri kendileri için kullanmada sakınca görmemeleri ne kadar üzüntü verici. AYİNLERİNİ NASIL YAPIYORLAR Kendileri bu âyinin nasıl yapıldığını sitelerinde şöyle anlatıyorlar: "Mutrıbdaki saz grubu asıl olarak neylerden oluşur. Bunlara ney, kudum, kemençe, bendir, ud, rebab, kanun, tanbur gibi diğer sazlar da ilâve edilir. Neyzenlerin başında bir neyzenbaşı, âyinhanların başında da kudümzenbaşı vardır. Bütün mukabeleyi kudümzenbaşı yönetir. Âyinhanlar iki veya üç kudümle usûl vurarak eseri okurlar. Ayrıca âyinhanlardan biri halîle (zil) ile, bir diğeri de zilsiz def (bendir) ile usûle iştirak eder." Şimdi siz karar verin, bunun dinle ibadetle bir ilgisi var mı? Türküler ve oyun havaları programlarından bunun ne farkı var? Bundan birkaç sene önce, "Mevlevilik rant alanı, sema rakı mezesi oldu" sözleriyle bir tartışma başlatılmıştı, bu sebeple Mevlevi kapıları açılmış kıyıda köşede yaşananlar gözler önüne serilmişti. İstanbul Sema Grubu'nun kurucusu Nezih Uzel şunları söylemişti: "Vaktiyle Balkanlar'daki Bektaşiliğe içki sokup İslam geleneğini bozanlar, Mevlevileri de bozdular. Türkiye'de 'kafayı çekmeden sema edilmez' inancına yol açtılar." Mevlevi sitesini açtığınız zaman karşınızı çıkan görüntü de tüyler ürpertici: Hazreti Mevlana diye bir resim çıkıyor karşınıza. Arkasından bir hilal doğuyor, arkasından da Hristiyanların sembollü olan haç, Yahudilerin sembolü olan yıldız ve diğer inançların sembolleri. Hepsi hazreti Mevlana'nın etrafında dönüyor. Düşünebiliyor musunuz, Hz. Mevlana'nın bundan duyduğu ızdırabı, üzüntüyü. İkinci Meşrutiyetten sonra, tekkeler zaviyeler İngiliz ve başka ajanların işgaline uğramıştı. Bu sebepten bozulmamış, küfrün, bid'atlerin girmediği tarikat neredeyse kalmamıştı. Fakat buna rağmen yine de İslami bir hava vardı buralarda. Ancak üç tanesi hariç: Mevlevilik, Melamilik ve Bektaşilik. SAHTE ŞEYHLER İSTİLA ETTİ Nitekim, Yahudi Sabetaycı Ilgaz Zorlu, "Evet ben bir Selanikliyim" kitabında "Sabetaycılar, kendi din adamlarını Melamilik tarikatı içinde yetiştirmişlerdir. Bu çok ilginç, adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde yetişmiş din adamı gibi görünür. Nitekim, Selanik'teki Şemsi Efendi okulunun kurucusu hahamdı" demektedir. Fevzi Çakmak'ın şeyhi Küçük Hüseyin de Yahudilerle içli dışlı idi. Üzeyir Garih onun kabri başında katledilmişti. Yüz yıldır, tarikat diyerek, birçok şey uyduruldu. Eshab-ı kiramın yolu unutuldu. Cahiller, sahtekârlar şeyh maskesi altında, Müslümanlara her çeşit günahı işlettiler. İslâm memleketlerini, gerçek manada tasavvuf ile ilgisi olmayan, Müslümanları sömüren sahte şeyhler istila etti. Bu da yetmedi şeyh kılığında ajanlar sızdı. Mesela, 18. asırda yaşamış meşhur İngiliz casusu Hempher, hatıratında, "İslâm ülkelerinde talebe, mürşid kıyafetinde beş bin ajanımız vardı" diye yazmaktadır. Bugün kim bilir kaç ajanları var! Şu mübarek ramazan gününde, her kafadan bir ses çıkması; kimisinin namazla, kimisinin oruçla, kimisinin imsak vakti ile uğraşması, vur patlasın çal oynasın "ramazan eğlenceleri" boşuna olmasa gerek!..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.