"Sevdiğiniz mallarınızdan vermedikçe"

A -
A +

Hz. Ebû Talha, Medine'deki Sahâbilerin en zenginlerindendi. Medine içinde onun kadar malı mülkü olan pek azdı. Bütün malları, havyanları Berha mevkiinde bulunuyordu. Burası Medine'deki Mecsid-i Nebi'ye çok yakındı. Resûlullah efendimiz sık sık buraya uğrar, manzarasını seyreder ve meşhur olan suyundan içerdi. Yine bir gün buraya uğradığında, Kur'ân-ı kerîmden Al-i İmrân 92'nci, "Sevdiğiniz mallarınızdan infak etmedikçe, hayra nâil olamazsınız" âyet-i kerîmesi nazil oldu. Bu âyet-i kerîmeyi işiten Hz. Ebû Talha, hemen Resûlullaha başvurarak, mallarının hepsini kendisine bağışlayıp istediği gibi kullanmasını teklif etti. Resûlullah efendimiz de bu malları akrabasına dağıtmasını isteyince emir buyurduğu şekilde, bütün mallarını akrabalarına sadaka olarak dağıttı. Bundan önce de, birçok defa mallarının hepsini Resûlullah'a bağışlamıştır. Hz. Ebû Talha'nın, Resûl-i Ekrem efendimize öyle bir sevgisi vardı ki, ona bir zarar gelmesinden çok korkardı. O'nun evinden sokağa çıktığını görünce, hemen o da dışarı çıkar, O'nu takibederdi. Bir aralık, Medine-i Münevvereye bir düşman saldırısı söz konusu olmuştu. Müslümanların korkusu ve telâşı artınca, Peygamberimiz durumu incelemek için, bir gece hayvanının sırtına binerek dışarıya çıkmıştı. Hz. Ebû Talha da hemen çıkıp O'nu takibetti. Merak edilecek bir durum bulunmadığını görünce geri döndüğünde, Ebû Talha ile karşılaştı. Hz. Ebû Talha'nın bu yakınlığı Resûlullah efendimizin, O'nun evini sık sık ziyaret etmesinden de anlaşılmaktadır. Hz. Ebû Talha'nın üvey oğlu Enes bin Mâlik, Resûl-i Ekrem'in bu sevgisini şöyle anlatıyor: "Resûlullah efendimiz, daima evimize gelip gider ve bizi memnun etmek için her şeyi yapardı. Resûl-i Ekrem'in bizimle olan yakınlığı o dereceye varmıştı ki, hepimizi ayrı ayrı sevindirir, benim ana tarafından kardeşim olan bir çocuğu, çeşitli latîfeleriyle eğlendirip neş'elendirirdi. Namaz vakti geldiği zaman, biz de Resûl-i Ekrem'e bir seccade yayar, arkasına dizilir, namazımızı kılardık." Hz. Ebû Talha'nın fazileti, üstünlüğü ve kemâli çoktu. Resûl-i Ekrem'in yanında hususi bir yeri vardı. Ona bağlılığı ve muhabbeti ile tanınmıştı. Resûlullah'ın uğrunda katlanmayacağı hiçbir fedakarlık yoktu. Bütün harblerde, gözü ile Resûlullah'ı takibederdi. O'na bir zarar gelmemesi için, en sıkışık anlarında Onun yanına koşar ve vücudu ile Ona siper olmaya çalışırdı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.