Sohbet etmenin üç hakkı...

A -
A +

Hz. Ebû Talha'nın evinde güzel bir yemek pişirildiğinde mutlaka Resûl-i ekrem efendimiz hatırlanır, onun bu yemeğe iştirakini isterlerdi. Hz. Enes şöyle anlatıyor: "Bir gün, üvey babam Ebû Talha tavşan avlamıştı. Tavşan evde pişirilmiş, Resûl-i Ekrem efendimiz için bir hisse ayrılmıştı. Resûl-i Ekremin bunu yiyip yimediği sorulunca da: "Evet, Resûlullah, onu yedi" demiştir. Hz. Enes'in annesi ve Ebû Talha'nın hanımı olan Ümmü Süleym (Rumeysa), bu gibi fırsatların hepsini hemen değerlendirirdi. Hz. Enes bin Mâlik diyor ki: "Annem Ümmü Süleym, beni bir gün, Resûl-i ekrem efendimize göndererek elime, taze hurmalarla dolu bir kap vermişti. Resûlullah efendimiz, bundan mübârek elleriyle alarak, hanımlarından her birine gönderiyordu. Peygamberimiz, bunlardan arzu ettiği kadarını gönderdikten sonra geriye kalan hurmaları oturup yedi." Hz. Ebû Talha'nın fazileti, üstünlüğü ve hadîs-i şerîf rivâyetindeki son derece ihtiyatı ve titizliği, bu ilmin âlimlerince kabul ve sağlam görülmüştür. Resûlullah efendimizin 92 hadîs-i şerîf bildirmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır: Bir gün Resûlullah'ın huzuruna girmiştim. Onu, tarif edilemeyecek bir şekilde meşeli ve güleryüzlü gördüm. Sebebini sorduğumda, buyurdu ki: "Yâ Ebâ Talha! Nasıl memnun olmayayım ki, biraz önce Cebrâil aleyhisselâm gelip, ümmetimden senin üzerine bir kerre salât ve selâm getiren kimse üzerine, Allahü teâlâ ve melekleri on kerer salât ve selâm getirir" diye müjde vermek için Allahü teâlâ tarafından gönderildiğini söylemişti. "İçinde köpek ve canlı resmi bulunan eve melekler gelmez." "Bir müslümanın şerefi ile oynandığı, onun aleyhinde konuşulduğu yerlerde, kim ona yardım ederse, Allahü teâlâ da yardıma muhtaç olduğu gün kendisine yardım eder. Bir kimse, din kardeşini insanlar içinde aleyhinde konuşarak rezil edip, kusurlarını teşhir etmeye kalkarsa, yardım edilmeye muhtaç olduğu günde, Allahü teâlâ da onu rezil eder." Bir gün, bir cemaat ortasında oturuyorduk. Resûlullah geldi ve bize: "Ne yapıyorsunuz?" diye sordu. Dedik ki, "Yâ Resûlallah! Oturduk, konuşuyoruz, sohbet ediyoruz." Bunun üzerine Resûl-i Ekrem efendimiz: "Böyle oturduğunuz zaman, sohbetlerin hakkını veriniz!" buyurdu. Kendisinden: "Sohbetlerin hakkı nedir! Yâ Resûlallah!" diye istirhamda bulunduk. Buyurdular ki: "Gözü yummak, yani arkadaşlarının kusurunu görmemek, selâma cevap vermek ve güzel söz söylemektir."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.