Abdullah bin Ömer, iyilik etmesini, hayrı, sadakayı, köle azad etmesini çok severdi. İyi ve güzel huylu olup, kötülükten uzaktı. Her işini ve her şeyini Allah için yapardı. Yüzüğünün taşında "Abede'l-lâhe lillah" (Allahü teâlâya Allah için, hâlis ibâdet etti) yazılı idi. Dünya malına hiç gönül bağlamazdı. Câbir bin Abdullah der ki: "Hz. Ömer ve oğlu Abdullah'dan başka içimizde dünyaya meyli olmayan kimse yoktur." Abdullah bin Ömer, "Müslümanlıkla şereflendikten sonra en büyük sevinç ve neş'em, gönlümün, herkesi peşinden koşturan birtakım istek ve arzûlara meyletmemiş olmasıdır" buyururdu. Azadlılarından olan İmâm-ı Nâfî, efendisi ile ilgili olarak buyurdular ki: "Abdullah bin Ömer, bin kişi azâd etmeyince, ruhunu teslim etmedi. Bazan bir ay geçerdi de bir parça et yemezdi. Ancak, misafiri bulunduğu veya Ramazan-ı şerîfte yerdi." Allah rızâsı için, bir ihtiyacı olana verirdi. Bu meyanda Allahü teâlânın, "Beğendiklerinizden çıkarıp vermedikçe zinhâr iyilik mertebesine erişemezsiniz!" âyet-i celîlesiyle amel ederdi. Birgün, Hz. Abdullah'ın canı balık istemişti. Kızartıp önüne koydular. Tam bu sırada bir fakir geldi ve Hz..Abdullah, balığı o fakire verdi. Abdullah bin Ömer'in akşam yemeklerini yalnız yediği hiç vâki değildir. Mutlaka misafir arar, bulurdu. Bir yerde misafirliği üçgünü geçince, kendi parasını harcamaya başlardı. Zamanının zenginlerinden Abdülaziz bin Hârûn, "Her ne ihtiyacın varsa bana bildir", diye Abdullah bin Ömer'e mektup yazmıştı. Ona şu cevabî mektubu gönderdi: "Resûlullah'tan; "Önce geçindirmekle yükümlü olduğun kişilere ver; yüksek el, alçak elden hayırlıdır!" buyurduklarını işittim. Yüksek elin ancak veren el, alçak elin de ancak alan el olduğunu sanıyorum. Senden herhangi bir isteğim yoktur. Allahü teâlânın bana sevkettiği bir nimeti de geri çevirmem..." Hz. Abdullah, temizliği seven ve bu konuda titizlik gösteren bir sahâbiydi.Cuma namazına gitmeden önce mutlaka yıkanır ve güzel kokular sürünürdü. Bayram namazları için de aynı şeyi yapardı. İhram için, Mekke'ye giriş için ve Arafat'ta vakfe için de yıkanırdı. Günde iki defa güzel koku sürünürdü. Elbiselerinin daima tertemiz ve kokusunun güzel olmasına dikkat ederdi. Hz. Nâfî'ye Hz. Abdullah'ın evindeki hayatı sorulduğunda şöyle anlattı: "Her namaz için abdest alır ve bunların arasında Kur'ân-ı kerîm okurdu.