Yanına gelen huzur bulurdu

A -
A +

İnsanlar Mutarrif bin Abdillah hazretlerinin yanına gittiği zaman rahatlar, huzûr bulurdu. Çünkü o hep âhiretten bahseden ve âhireti talep eden (isteyen) bir zât idi. İnsanlardan uzak şehir dışında yaşardı. Cuma günü olunca hayvanına biner şehre Cuma namazı için gelir, kabirleri ziyaret eder, o sırada hafifçe uyuklar, uykusunda kabristanda yatanların hepsinin hâlini görürdü. Yine bir Cuma günü Cuma namazı için gelmişti. "Cuma gününü tanıyabiliryor musunuz, bu gün kuşların söylediklerini anlıyor musunuz" diye sordu. Basra ahâlisi: "Ne söyler" diye sordular. "Selâm olsun, selâm olsun sâlih (duâların kabul edildiği, tövbelerin kabul olduğu mübârek) bir güne" derler buyurdu. Mutarrif hazretlerini bir kimse bir meseleden dolayı yalancılıkla suçladı. O da ellerini kaldırdı "Yâ Rabbi eğer bu kimse sözünde yalancı ise onu helâk et" diye duâ etti. Bu kimse orada cemâatın içinde can verdi. Askerler Mutarrif hazretlerini kadıya götürdüler. Kadı: "Sen adam öldürmüşsün" dedi. Mutarrif hazretleri: "Hayır ben sadece duâ ettim ve duâm o kimse hakkında kabul olundu." diye cevap verdi. Bunun üzerine durum anlaşıldı ve Müslümanların Mutarrif hazretlerine sevgi ve muhabbetleri bir kat daha arttı. Yezîd bin Abdillah'a soruldu: "Müslümanlar arasında fitne çıktığı zaman ne yapalım?" Şöyle cevap verdi: "Evinize kapanın ve hiçbir tarafa yaklaşmayın. Ortalık açılıp fitne ortadan kalkmadıkça kimse ile görüşmeyin. "Sıhhatte olup şükretmeyi, belâ gelip de sabretmekten daha çok severim" buyurmuştur. "Beni medheden kimse ancak beni ve nefsimi kaçültmüş olur" "Sâlih kalp; salih amel ile elde edilir. Salih amel de ancak niyyetin salih (doğru olmasıyla) ele geçer." Buyurmuştur ki: "Keramet sahibi bir zâtı yalancılıkla itham eden; en büyük yalancıdır." Haccâc hapsetmişti. Mutarrif hazretleri Geylân bin Cerir'e dedi ki: "Gel Allahü teâlâya Mevrûk'u zindandan kurtarması için duâ edelim." Muttarif hazretleri Mevrûk'un kurtulması için duâ etti, yalvardı. Biraz sonra Mevrûk kurtuldu. Haccâc yatsı vakti dışarı çıktı ve insanların içerisine karıştı. Bir de ne görsün Mevrûk'a çok benzeyen bir kimse, bu zâtı Mevrûk'un babası zannetti. Halbuki gördüğü Mevrûk'un kendisi idi. Hemen muhafızını çağırdı: "Hemen zindana git ve şu ihtiyarın oğlunu serbest bırak da babasına gönder" diye emir verdi. Halbuki Mevrûk daha önce kurtulmuş idi.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.