Dün, son günlerin tartışma konusu olan homoseksüelliğin sosyal boyutunu ele almıştım. Bugün de konuyu dini açıdan ele almak istiyorum. Homoseksüellik (Lutilik) ilk defa Sedum halkında görüldü. Bunlar, Kur'an-ı kerimde; "El-mü'tefikât = Alt üst edilen yer" olarak bildirilen bölgede yaşarlardı. Bunlarda, adaletsizlik ve zulüm kol geziyor, zayıf insanlar eziliyor, fuhuş ve ahlâksızlık olan söz ve fiiller, herkesin içinde alenî olarak yapılıyordu. Edep ve hayâ tamamen yok olmuştu. Ayıp ve günah olarak bilinen her şey topluluk içinde rahatça yapılıyor, bugün olduğu gibi yapanlar daha çok itibar görüyordu. En kötüsü; bu yapılan çirkin ve iğrenç hareketlerden kimse kimseyi sakındırmıyor, bu hareketleri yapmayanlar ise, toplumun dışına itilip ayıplanıyordu. Allahü teâlâ, Lût aleyhisselâmı bunlara gönderdi. Hz. Lut, yapmış oldukları sapıklıklardan ve kötü işlerden vazgeçmelerini istedi. Sedum şehrinin halkı, bu davete uymadı. Uymadıkları gibi ayrıca, Lût aleyhisselâma ve ona inananlara hakaret ettiler, zulmettiler. Allahü teâlâ, inananlar çaresiz kaldığı, ahlâksızlığın zirveye ulaştığı bir zamanda, yerin dibine batırarak bu kavmi helak etti. Bu ahlâksız, lanetlenmiş toplumun yaşadığı bölgede, cenâb-ı Hakkın gadabının nişanesi olarak, pis kokulu ve siyah bir su çıkıp göl oldu. O şehirlerin izleri hâlâ durmaktadır. Bunda insanlar için ibret vardır. Allahü teâlâ, "...o beldede bir işaret bıraktık" buyurarak, bu durumu haber verdi. Bugün Sedum bölgesinin yerindeki göl, Lût gölü adıyla anılmaktadır. Suyunda balık cinsi canlılar mevcut değildir, rengi siyahtır. Allahü teâlânın kudretinin büyüklüğünün ve düşmanlarından intikam almasının işareti olarak, her devirde yaşayan insanlara büyük bir ibrettir. Bu fiile, Kur'ân-ı kerîmde, "Habîs iştir." buyurulmuştur. İslâmiyetin bildirdiği büyük günahların en büyüklerindendir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîminde; "Sizden önce âlemlerin hiç birinin yapmadığı hayasızlığı (livâta) mı yapıyorsunuz." buyurarak çirkin bir fiil olduğunu bildirmiştir. Peygamber efendimiz de; "Lût kavminin işini (livata) yapan mel'ûndur." "Benden sonra ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır." "Lûtî olanlar (livata yapanlar) kıyâmet gününde maymun ve domuz sûretinde haşr olunacaklardır." buyurmuştur. Ayrıca, "Erkek erkek ile livata yaparken Arş titrer, sallanır. Melekler de bu iğrenç işe muttalî olup, "Ya Rabbî, emretsen de yeryüzü o ikisini cezalandırsa, gökyüzü onların üzerine taş yağdırsa." derler. Allahü teâlâ; "Ben halîmim, acele etmem. Benden bir şey kaçmaz." buyurarak, livatanın kötü ve iğrenç bir iş olduğunu, er geç bunu yapanların cezasını vereceğini bildirmiştir. Homoseksüellik veya eşcinsellik adıyla da bilinen livata daha çok insanların dinden uzaklaştığı devirlerde yaygınlaşmıştır. Dinsizliğin yaygınlaştığı yirminci yüzyılın sonunda eşcinsellik hareketleri açık bir biçimde dile getirilmeye başlanmıştır. Avrupa ve ABD kânunlarındaki eşcinselliği yasaklayan hükümler yürürlükten kaldırılmış, eşcinsellik suç olarak kabul edilmez hâle gelmiştir. Hatta resmen evlenmelerine izin verilmiştir. Gözlerinin önündeki İtalya'daki antik Pompei şehri halkının durumundan da ibret almamışlardır. Bu çirkin fiili yaygınlaştıran toplumlar Lut kavminin, Pompei halkının akıbetine düçar kalacaklardır. "Allah, imhâl eder fakat ihmâl etmez." Yani Allahü teâlâ ceza vermekte acele etmez; fakat suç işleyenin cezasını vermeyi de ihmal etmez, eninde sonunda toplum cezasını bulur.