Günümüzde insanların en acımasız olduğu konu makam mevki konusu. Burada vefa, merhamet yoktur, hatır-gönül yoktur. Bir makama gelebilmek için kişi, kırk yıllık dostunu, arkadaşını bir anda, silip feda edebiliyor. Çok kimse bu arzusunu "Hizmet etme" kılıfı içinde sunuyor. Halbuki esas maksat -istisnalar hariç- hizmet değil, üç beş gün de olsa hükmederek, nefsleri tatmin etmektir. Bazılarının da gayesi köşeyi dönmek!.. En mesuliyetli iş, emirliktir, yöneticiliktir. Çünkü yönetici her an bilerek veya bilmeyerek kul hakkıyla karşı karşıyadır. Bir Müslüman için dünyada kul hakkı kadar ağır yük yoktur. Bunu bilen eski âlimler, arifler çocuklarına vasiyetlerinde, "Oğlum, sakın yönetici olma! Hakkıyla idarecilik yapmak çok zordur. Dünyada da, ahirette de işin güç olur!" derlermiş. ALLAH DOSTLARININ KORKUSU Gönül ehli Allah dostları, kul hakkından, makamın hakkını verememekten korktukları için idarecilikten hep uzak kalmışlar. Meselâ, İmam-ı a'zam hazretleri hak geçer korkusuyla yüksek mahkeme başkanlığını kabul etmediği için dövülürken şehit edildi. Çünkü onlar; "On kişiye idarecilik eden kimse, kıyamette, elleri bağlı olarak getirilir. Adil ise kurtulur, değilse zulmü yüzünden helâk olur!" hadis-i şerifini bilen, kul hakkından korkan kimselerdi. Bu hadis-i şerifler, idareciliğin çok mesuliyetli bir iş olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan yönetici olmak hevesiyle yanıp tutuşmak, akıllı bir insanın yapacağı iş değildir. Fakat, istemediği hâlde, bir kimseye bir vazife verilirse, hakkıyla bunu yapabileceğine inanıyorsa, hizmet için o vazifeyi alması gerekir ki, o ayrı... Yöneticiliğin bu mesuliyetlerini iyi bilen bir İslam büyüğü bakınız oğluna nasıl tavsiyelerde bulunuyor: "Yavrum; sakın idareciliğe talip olma! Fakat sana bir makam teklif edilirse, onu kabul etmemezlik de etme, tevâzu ile kabul et, ihlasla hizmet et! Ama, koltuğa yapışıp kalma! O makamı terk etmen gerektiğinde vakarınla, vicdanî huzur ile terk et!" "Yavrum; dünyanın, en tatlı ve de nefsin en çok hoşuna giden işi, yönetici olmaktır. Kalbden çıkacak en son kötü huy da baş olma hırsıdır. Sen sakın bu aldatıcı görünüşe kapılma! Hasbelkader idareci olduğunda zor yolu seç ve maiyetindekilerin hizmetkârı ol! Çünkü, peygamberimiz, "İnsanların en hayırlısı kavmine hizmet edendir" buyurmuştur." "Evlâdım; mahkeme kadıya mülk olmaz. Bir makama getirildiğinde hemen ertesi günü alınacakmışsın gibi her zaman hazır ol; ama hep o makamda kalacakmışsın gibi de itaat ve heyecanla işini yapmaya gayret et!" "Yavrum; affedici ol! Haklarını helâl etmesini bil! Sen başkalarının ayıplarını örtersen ümit edilir ki, ahirette de senin ayıpların örtüle! Haksız olarak kimseyi üzme, kimsenin kalbini kırma!" GÜNEŞ VE TOPRAK GİBİ OL "Cömertlikte güneş gibi, tevâzuda su gibi, tahammülde de toprak gibi ol! Maiyetindekilerin cefasına, sıkıntısına katlan!" "Evlâdım; çok kimse idareciliği sadece yetki kullanma, emir verme zanneder. İdarecilik yetki ve sorumluluğu orantılı kullanma sanatıdır." "Yavrum; her türlü gayretine rağmen, biri hizmetine mâni oluyorsa, onu uzaklaştır! Unutma ki, kangren olmuş bir uzuv merhamet, korku vb. sebeplerden ötürü zamanında kesilip atılmazsa, bütün vücut ölüme terk edilmiş olur." "Evlâdım; elemanın akıllı ve çalışkan ise, onu takdir et! Akıllı, fakat tembel ise, ikaz et! Çalışkan, fakat akılsız ise, ona dikkat et! Hem akılsız, hem de tembel ise, onu kendinden uzak et!" "Evlâdım; münakaşa ve kavga edici olma! Münakaşanın galibi olmaz! Daima hakkı gözet ve doğruyu açıkça ifade etmekte cesur ol! Risk almasını bil; korkak olma! Gelişmeleri takip et; kendini yenilemeyi ihmal etme!" "Oğlum; insanları yola getirmede sebeplere yapış, fakat aşırı ısrarcı olma! Hidayetin Allah'tan olduğunu unutma! Bilgi ve görgü eksikliğini sakın müdürlük yetkilerini kullanarak gidermeye çalışma! Nifaktan, fitneden çok sakın! En büyük hizmet fitneye sebep olmamaktır." "Yavrum; niyetini sağlam tut! Her işinde kendine ben bunu niçin yapıyorum sorusunu sor; ahiretine bir faydası yoksa o işten vazgeç!"