Kalkınmış ülkelerde önce sigorta ve emeklilik sistemi kurulmuş. Bu sistemin meydana çıkardığı fonlarla bankalar, bankaların verdiği kredilerle de sanayi. Türkiye'de ise tam tersi: önce sanayi, ardından banka ve sigorta. Batı ekonomisi ne kadar güçlü ve verimliyse; bizimki de bir o kadar hantal ve verimsiz. Sığlığı da cabası! Zararın neresinden dönülürse kârdır, sözü çok meşhurdur. Türkiye bugünlerde bu yanlışı telafi edip, doğru olanı yapmaya hazırlanıyor. 5-6 senedir faaliyet gösteren portföy yönetim şirketlerine fon oluşturacak olan bireysel emeklilik şirketleri start alıyor. Bireysel emekliliğin, ikinci emeklilik hakkı elde etmek ve yaşlılık döneminde rahat etmek isteyen fertlere önemli avantaj sağlamasının yanı sıra, devletin yeniden yapılanması ve ekonominin şeffaflaşması konusunda önemli rol oynayacağı da ifade ediliyor. Ayrıca, şirketlerin yönetim tarzını değiştireceği ve daha verimli işletilmelerini sağlayacağı söyleniyor. Bu haftaki sohbeti Garanti Emeklilik Genel Müdürü Erhan Tunçay'la yaptık. Önemli konulara temas eden Tunçay, yatırımcının merak ettiği birçok bilinmeyene de açıklık getirdi. ¥ Bireysel emeklilik uygulaması acaba dünyada ne zaman başladı? Tunçay: "Kıta Avrupasında 30 seneyi aşkın zamandır uygulanıyor. Amerika'da ise daha eski; 40-50 senelik bir evveliyatı var. Polonya, Macaristan gibi Doğu Bloku ülkelerinde de 8-10 sene önce başladı. Bu fonların dünyadaki genel toplamı 11 trilyon dolardır. Yaklaşık 7 trilyonu ABD'ye ait." Kar topu gibi büyüyor ¥ Özelliği nedir bu sistemin? Tunçay: "Devletin üzerindeki sosyal yükleri azaltan ve insanlara ikinci emekli maaşı hakkı veren bir sistem. Sistemin merkezi: insan. Bu sistemde uzun süre kalma alışkanlığının yanı sıra, buna inanmak da çok önemli. Bu sistemde ne kadar çok kalınırsa, getiriler ve fonlar da o oranda kar topu misali büyüyor." Sizin, sloganınız: İkinci Bahar. Bu biraz açar mısınız? Tunçay: "Fertlerin emeklilik endişesini ortadan kaldıracak bir sistem bu. Bireyin aktif çalışırken, eli ayağı tutarken tasarruf edip, emeklilikte rahat etmesi lazım. Mevcut emeklilik sisteminin getirdiği avantaj belli. 400-500 milyon lira ile geçinmek mümkün mü? Onun için biz, insanlara; 'Şimdi tasarruf edin, emekli olduğunuzda da hayat standardınızı bozmadan devam edin, diyoruz. Günün meşgalesine gömülüp kalan bireylere geleceklerini hatırlatıyoruz yani. Bu sistem için belki çok geç kalmış diyebilirsiniz ama..." ¥ Hem de çok, çok geç kalınmış." Tunçay: "Enflasyonun çok yüksek olduğu, istikrarın sağlanamadığı bir ülkede bu ürünü satmak mümkün değil." ¥ Şayet, Türkiye 1970'li yıllarda bu sisteme geçseydi, enflasyonu da öbür sıkıntıları da yaşamazdı." Tunçay: "Doğru. 70'li yıllar doğru bir zaman dilimiydi ama Türkiye, maalesef o tarihlere treni kaçırmış." ¥ Türkiye, yaşadığı o uzun enflasyon dönemini tasarrufların kıt olmasından, olanlarında iyi değerlendirememesinden dolayı yaşadı. Şayet o dönemlerde tasarruflar böyle bir sistemin içinde değerlendilebilseydi; ne enflasyon olurdu, ne de onca tasarruf çarçur edilirdi. Tunçay: "Tamamen katılıyorum. O pencereden bakınca, geç kalındığı kesin. Fakat, son 20 yılda en uygun dönem, yine de bu dönemdi. Enflasyonun düştüğü, ekonomik istikrarın sağlandığı bir dönemde başlamak önemli. stikrarın olduğu ülkelerde bu sistem iyi işliyor ve hızla gelişiyor. Türkiye'de iyimserlik rüzgarları esiyor. Her şey olumlu. Uçuk kaçık riskler bitti. Herkes üreterek kazanmak zorunda artık. Marjlar giderek daraldı. Para kazanmak zorlaştı. Yatırımcı için yatırım alternatifleri arttı." Doğru anlatmak lazım ¥ Yatırımcının şimdi çok sık dokuyup ince elemesi lâzım herhalde. Tunçay: "Yatırımcının bir danışmana veya kendini yönlendirecek bir profesyonele gitmesi gerekiyor." ¥ Tekrar başa dönüp, bir daha soruyorum: Bu sistem yatırımcıya ne kazandırıyor? Tunçay: "Emeklilik ürününün çok iyi anlatılması lâzım. Doğru anlatılması ve bunu anlatırken de çok fazla kafa karıştırmamak lazım. Her fonda minimum yüzde 30 oranında borçlanma senedi olacak bir kere. Yüzde 15'de yabancı para hisse senedi fonu." ¥ Devletin borçlanma ihtiyacı azaldıkça bu oranlar da değişir değil mi? Tunçay: "Tabii. Kesinlikle. 3-5 sene sonra hisse senedi oranı düşecek, buna karşılık başka bir ürün onun yerini alacak mutlaka. Devlet de bu sistem içinde iç borçlanmasına yönelik kaynak oluşturmak istiyor. Minimum yüzde 30'un anlamı bu." ¥ Size gelen yatırımcıya, kazanacağı belli bir yüzde söyleyecek misiniz? Tunçay: ""Hayır. Bu doğru bir yöntem değil. Kesin tahmin olmaz bu sistemde. Yatırımcı yanıltılır böyle bir tahminle. Ama, bir şirket yüzde 10 kazandırıyorsa, öbürü yüzde 3'lerde 5'lerde kalamaz. Performansını gözden geçirmesi ve eksiğini görüp tamamlaması lazım. Yoksa, müşteri gider. Tüm bunları çok net ve şeffaf yapmak lazım." ¥ Yatırımcı, bu profesyonel hizmeti almaya hazır mı? Tunçay: "Elbette ki, önce ihtiyacı çıkarmak lazım. Genç bir insana emeklilik günlerini hatırlatmak ve ona o güne hazırlanırken yardımcı olmak lazım. Ben şahsen borsada oynamıyorum. Riski çok fazla çünkü. Emeklilik sistemi geliştikçe, insanlar bu sisteme daha fazla girecektir. Bütün mesele ikna edebilmekte. Yatırımcılar arasında da çok fazla bilgi sahibi bulunduğunu zannetmiyorum." Kaybetme riski yok ¥ Geçen uzun enflasyonlu yıllarda yatırımcı, 'Yarın zengin olacağım' alışkanlığı kazandı. Bu alışkanlığı değiştirebilecek misiniz? Tunçay: "Zor bir konu. Bu yaklaşımı ve beklentiyi kırmak gerekiyor. Birileri gelip 6 ay, bir sene sonra zengin olacağım derse, olmaz bu iş. Yatırımcının, spekülatif yapısı haddinden fazlaysa; onun yeri emeklilik fonu değildir. O gitsin borsada oynasın. Altı ayda, bir yılda elbette ki değişiklik yapılabilir ama önemli bir piyasa harekete yoksa burada kalınmalı. Yani kısa ve orta vadede oynamak doğru değil." ¥ Yatırımcının kaybetme riski nedir? Tunçay: "Bu sistem öyle bir kurgulandı ki, yatırımcının parasının batması diye bir şey yok. Fonlar, SPK gözetiminde Takasbank'ta saklanıyor. Hazine deneti var ayrıca. Bağımsız Denetçiler'in yanı sıra ve bir de Emekli Gözetim Merkezi (EGM) kuruldu. Kişilerin fonları, en fazla getirilerinden dolayı belki kötü bir performans gösterebilir ama ana paranın zarar görmesi sözkonusu değil. Yatırımcıdan aldığımız parayı en geç iki iş günü içinde fona devretmek durumdayız. Biz sadece fon işletim gideri alıyoruz, hepsi o." ¥ Emeklilik şirketi zora düşer mi? Düşerse ne zaman düşer? Tunçay: "Şirket verim maliyetini ve giderini iyi hesaplayamamışsa zora düşer tabii. Koyduğu sermaye erir ve sonunda da ben bu işten bir şey anlayamadım der ve sektörden çıkar. Ama fonlar kaybolmaz. Oradaki fonlar, sistemdeki başka şirketlere transfer edilir ki; bu da yine müşterinin isteğiyle olur tabii."