2015 yılı ümit yılı olsun

A -
A +
Bugün (dün) 2015 yılının ilk günü. Pozitif düşünülmesi ve yeni seneye iyi başlanması gereken bir gün. Bendeniz de öyle yapmayı düşünüyorum. Olumlu şeyler yazayım ki, siz okuyucularımın yeni yıla iyi başlamasına katkım olsun. Malum, Nasreddin Hoca birinden borç istemiş. Adam "Hocam, vermesine vereyim de ne zaman ödersin" diye sormuş. Hoca merhum "O kolay" demiş ve başlamış anlatmaya. "Diken alacağım. Onları koyunların geçeceği yere sereceğim. Dikenlere takılan yünleri toplayacağım. Topladığım yünlerden ip yapacağım. Sonra da pazara çıkıp o ipleri satacağım ve borcumu ödeyeceğim." Adam gülmüş. Hoca bu; durur mu? Hemen yapıştırmış cevabı: "Hazır parayı gördün, gülersin tabii."
Erdoğan "Sünni" ve ötelenmiş "Sünni cemaati" iyi tanıyor. Ayrıca kendisi de o veya bu şekilde ötelenmiş birisi. Kılıçdaroğlu da öyle. "Alevi" ve onun mensup olduğu "Alevi cemaati" de ötelenmiş cemaatlerden. Hakeza Demirtaş. "Zaza" ve Kürtlerin temsilcisi. O da ötelenmiş bir cemaatin mensubu yani. Demirel, Ecevit, Çiller ve Yılmaz'da yoktu bu özellikler. Özal'da vardı ama o yalnızdı. 'Bu üçlü, Türkiye için bir şans' diye düşünüyorum. Ötelenmiş oldukları için empati yapmasını çok iyi bilirler çünkü. Dolayısıyla, "Çözüm Süreci"nin barışla sonuçlanacağı konusunda fazla ümitvarım.
2015 senesi barış senesi olacak diye düşünüyorum. Barışın sağlanması demek; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun ekonomik potansiyelinin harekete geçmesi demek değil midir? Bölgede atıl duran arazilerin sulandığını, toprakların ekildiğini, meraların küçük ve büyükbaş hayvanla dolduğunu, maden rezervlerinin işlendiğini ve sanayi yatırımlarının hız kazandığını düşünün hele bir.
Tarım ve tarıma dayalı entegre tesislerin faaliyete geçmesiyle birlikte, bölge insanının refah seviyesinin artacağı kesin. Bu da bölgeler arası gelişmişlik farkının ortadan kalkması anlamına geliyor. Ekonomik durumu iyileşen insan, seyahat etme ihtiyacı duymaz mı? Duyar tabii. Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanının İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi illeri ziyaret ettiğini düşünün. Batıda yaşayanların kendisine düşman olmadığını görüp kardeşlik duyguları pekişmiş olarak dönmez mi memleketine?
Yabancı sermaye eli kulağında bekliyor. Toplumun kaynaştığını ve ülkeye huzur geldiğini duyar duymaz koşup geldiğine ve yatırım yaptığına şahit olacağız.
Türk toplumunun barış ve huzur içinde yaşamaya başlaması, komşu ülkeleri de etkileyecektir mutlaka. Türkiye onlar için bir cazibe merkezi oluverecek birdenbire ve lider konumuna girecektir.
Irak, Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika ülkelerinin Türkiye'yi örnek almasıyla birlikte kültür ve akrabalık bağları çimento görevi görecek ve bölge ticareti, sanayileşmeyi ve yatırımı düşünür hale gelecektir.
Hani bugün "Bize kadro verin" diye kapı kapı dolaşan ve sayıları 400 bini bulan İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi mezunları var ya; onların hepsinin istihdam imkânına kavuştuğunu görüp havalara uçacağız. Gıda mühendisleri zaten çıra yakıp aranılacak hale gelecekler o günün şartlarında ve yüksek transfer bedeli ödenmeden onları istihdam etme imkânı kalmayacak.
İhracatçılarımız ülkeler arasında mekik dokuyacak ve siparişleri karşılamak için fabrikalar üç vardiya çalışmaya başlayacağı için eleman sıkıntısı yaşayacaklar.
Üniversiteler Ar-Ge yapıp katma değeri yüksek ürün için sanayi ile iş birliğini geliştirip ihracatı sürdürülebilir hale getirmiş olmanın gururunu yaşayacaklar.
Bunlar benim hayalim ama neden gerçek olmasın?
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.