Tiyatro sanatçısı Demet Akbağ ve eşi Zafer Çika, Akmerkez aleyhine 750 milyar liralık manevi tazminat davası açtılar. Davanın sebebi şu: Akmerkez'deki S Kafe'de Demet Akbağ, ailesi ve bir dostlarıyla birlikte çay içerken, masalarına 100 kiloluk bir heykel düşüyor. Tavana asılı duran 3 metre genişliğinde, 1.65 metre yüksekliğinde bir heykelin düşmesiyle yaşanan paniği tahayyül edebiliyor musunuz? Demet Akbağ'ın küçük oğlu Ali enkaz altından çıkarılmış. Kendilerinde de ufak tefek sıyrıklar var. Ucuz atlatmışlar ama bunun şoku öyle 'Olur böyle şeyler' gibi sözlerle geçiştirilecek cinsinden değil doğrusu. İnsan günlerce kâbus görürür, psikolojisi bozulup işini yapamaz olur. Daha büyük psikolojik bozukluklara sebep olursa da, bereket Akbağ ve ailesinde bu tür emareler yok. Şimdi gelelim tazminat davasına. Demet Akbağ, en doğrusunu yaptı. Kendisi, toplumun bilip tanıdığı şöhretli bir tiyatro sanatçısıdır. Akbağ ve onun gibi sanatçılar, ister istemez toplumun örnek aldığı bir kimliği de taşıyorlar. Bıçağı çekip intikam alması hiç hoş olmazdı herhalde. Akbağ da öyle yapmadı zaten. Her aklı başında insanın davrandığı gibi davranıp işi mahkemeye intikal ettirdi. Maşa varken ateşi tutmadı yani. Bu sene kuruluşunun 10. yılını kutlamaya hazırlanan Akmerkez dünya çapında ünü olan ve Türkiye'nin imajına katkı sağlayan ödüllü bir alışveriş merkezi. Akbağ, tazminat davası açmakla Akmerkez'e gayet tabii ki hasım olmadı. İmajını da zedelemedi. Böyle davranmakla Türk halkına işlerin nasıl halledileceğini gösterdi. Müşteri memnuniyetinin ne demek olduğunu bilen, müşterisini rahat ettirmek için her türlü fedakarlığı yapan Akmerkez gibi bir kuruma kötülük edilmiş olmuyor. Sonuçta Akmerkez'in de sigortası var, Akbağ'ın da. Ancak, böyle bir kazaya sebebiyet vermemesi için Akmerkez'in daha dikkatli olması gerekiyor. Bu dikkati sağlayacak olan da tazminat davasıdır. Böyle yüklü bir tazminat davasıyla bir daha karşılaşmak istemeyen Akmerkez, olayın tekerrür etmemesi için aldığı tedbirleri yeniden gözden geçirip gerekeni yapacaktır, mutlaka. Ha, bu sadece Akmerkez'le ilgili değil zaten. Diğer kurum ve kuruluşlara da örnek olacaktır bu hadise. Bugün bir Amerikalı'nın başına böyle bir hadise gelmiş olsa; değil 750 milyar, hemen 750 trilyonluk tazminat davası açar; hem de hiç tereddüt etmeden açar. Amerikalı bir kadının bijuteri mağazasından satın aldığı küpenin kulağını kanattığını düşünün bir kere. O kadın, 'tazminat' diye soluğu hemen mahkemede alırdı. Bunlar kötü şeyler mi? Asla, değil!.. Bunun adı, tüketici hakkının hukuk garantisi altına alınmasıdır. Hepsi o! Amerika'da hangi lokantaya giderseniz gidin daha siz oturmadan masanıza mutlaka bir sürahi su konur. Her şeyi paraya tahvil eden bir ülkede garipsenecek bir tutumsa da, değil. Vakti zamanında boğazına yemek kaçan bir müşteri boğulup ölmüş. Su olsaydı bu durum olmazdı, deyip tazminat davası açmış ölen adamın yakınları. Yüklü bir tazminat ödeyen restoran, tüm ülkedeki lokantalara örnek olmuş ve o günden bugüne sürüyor o uygulama.