Şu günler, döviz borcu olanlar için hoş günler. İyi de herkes borçlu değil ki! Yatırımcı ne yapacak? Okuyucum telefon açıp soruyor: Altın alayım mı abi? Akçeli konularda birine, şöyle yap demek; zor, zor olduğu gibi riskli de. Zaten demem. Fakat, birlikte ufuk turu yapmanın ne mahzuru var? Şöyle bir bakalım: Neler oluyor dünyada?!. ABD Başkanı George W. Bush ve şahinleri, Körfez'e doğru yola çıkmadan önce; Irak'a demokrasi ve insan hakları getirip bu işi bırakacaklarını söylemişlerdi. Bırakmadılar. Aynı değerleri İran'a da taşımak için kolları sıvadılar! Bütün bunları babalarının hayrına yapmıyorlar tabii. Onlar için Ortadoğu petrolü çok önemli. Aslında kimin için değil ki? Hiper güce sahip olan ABD, dünya liderliğini pekiştirmek için petrol kuyularını almak istiyor. Bir nevi özelleştirme yani! Ülkenin eski sahipleri satmak istemeyince; satacak yeni sahip bulup petrol kuyularını onlardan satın almaya çalışıyor. Hepsi bu. Kural da tanımıyor. Demokrasi, insan hakları... hepsi teferruat! ABD, Irak'ta Kürt, Şii ve Sünni azınlıklarla nasıl işbirliği yapmışsa; İran'da da fazla zorlanmadan kendine koalisyon ortağı buldu. Devrik Şah Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi mesela: ABD ile işbirliği yapıp mevcut düzeni yıkmak için hazır bekliyor. İş, kala kala havaların serinlemesine kaldı. Askerî konular bizim ilgi alanımızın dışında. Anladığımız bir şey de değil. Bu konuyu strateji uzmanlarına bırakıp biz esas meseleye; yani, ekonomiye dönelim. Zaten savaş, aysbergin görünen yüzü. İşin esası: Ekonomi. ABD Doları, bugün tüm dünyada rezerv para olarak kullanılıyor. Daha önceleri altınla kendini garantiye almaya çalışan ülkeler, zaman içinde altın rezervini bırakıp dolara döndüler. Bu arada biti kanlanan AB'nin Fransa ve Almanya gibi çekirdek ülkeleri, doların yerine Euro'yu geçirmeyi planlayıp; el altından ABD'nin kuyusunu kazmaya başladılar. Dolar-Euro savaşı, Ortadoğu'da oynanan oyunla doğru orantılı: ABD şayet Ortadoğu'da kalıp; İran, Suriye ve hatta Suudi Arabistan'ı kaşımayı sürdürürse, dolar düşer ve beraberinde Euro'yu da aşağı çeker. Bu durum, sular duruluncaya kadar da devam eder. Euro-dolar paritesinin 1.20'lere kadar çıkması, AB'nin başını zaten yeteri kadar ağrıtıyor. Paritenin 1.10 kalması gerekiyordu, kalmadı. AB şimdi 1.30'a kadar çıkmasından korkuyor. Nasıl korkmasın ki: Öyle bir şey; AB için felaket demektir. Başta dış ticaret açığı olmak üzere ekonomik riski artar ve bir daha belini doğrultamaz. ABD için de çok riskli aslında ama onun hâlâ karşılıksız para basma şansı var. 300 milyar dolar dış ticaret açığı vermesine rağmen dolar basıp bu açığı kapatıyor. Dolar, rezerv para olarak kullanıldığı müddetçe; ABD'ye problem yok. Özetle; Ortadoğu Savaşı'nın uzaması halinde; dolar ve Euro'daki düşüşün de devam edeceği görülüyor. Dövizdeki bu hızlı gerileme ve aşırı değerlenen TL dikkate alındığında Türkiye ihracatının nasıl bir problemle karşı karşıya olduğunu tahmin etmek güç değil. Bir de; ya dolar rezerv para özelliğini kaybeder ve ülkeler tekrar altın tutmaya kalkarsa, değerlenen altın fiyatı ne olur? MI ACABA ? ğ Başbakan, "5 milyon TOBB'lu bir işçi alsa işsizlik kalmaz" demiş... Attan düşmeden önce mi söylemiş bunu? ğ 10 milyar üstü para bankadan geçecekmiş... O kadar parayı bulsak; değil banka tarihe geçecek de, yok! ğ Eximbank, piyasaya faizlerin düşeceği sinyali vermiş... Fenerin pili, sinyal verirken tükeniyor! ğ Fen liseseleri imtihanına giren 40 bin öğrenci, sıfır puan almış... Türküm. Doğruyum. Çalışkanım! ğ AKP Başkanvekili Kapusuz, "Yolsuzluk Raporu'nu ayıklarız" demiş... Pirincin taşını ayıklamak kadar kolay değil, bu iş!