Anayasa olsa, bunlar olmazdı

A -
A +
Vatandaşın "iş" ve "aş"; iş adamının "kâr"; çiftçinin "hasat"; balıkçının "balık"; avcının "av"; esnafın "müşteri" peşinde koşması kadar normal ne olabilir ki? Kim kime yattığı yerden ekmek veriyor? Koşup çabalamak lazım!
Türk Ticaret Kanunu "basiretli tacir"i tarif ederken ona "kâr" etme mükellefiyeti yüklüyor. "Kâr etmedim" deyip yan gelip yapmasına müsaade etmiyor. Demek ki, "işinin peşinde koşmak", "kâr etmek",  "ürün elde etmek" aynı zamanda o işi yapanın hukuki sorumluluğu da.
Ayrıca kalite ve standart mefhumları var.  Onu da göz ardı edemeyiz. Sanayicinin standarda uygun üretim yapması, tüccarın kaliteli mal satması gerekiyor.  Bu sorumluluğunu yerine getirmeyenler kanun nezdinde suçlu sayılıyor, ceza alıyorlar.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş; kanun olmasa suistiamal yoluna gitmesi ihtimal dahilinde. Rakibi kötüleyip kendini "ak kaşık" misali temize çıkarabilir. 

Ekonomi aleminde durum böyle de siyasette farklı mı sanki? Orada da aynı. Siyasetçi "oy" peşinde koşmak zorunda. İktidar patisinin vatandaşın oyunu alıp iktidarını sürdürmesi en tabii hakkı. Muhalefet de öyle; aldığı oy sayısını arttırıp iktidara gelmek için çaba sarf etmesinden daha normal ne olabilir ki? Siyasetçiyi "aklı, fikri oy" diye suçlayamayız yani. Yeter ki, muhatabına iftira atmasın! Yolsuzluk ve suistimal yapmasın!
Bu hak ve mükellefiyetlerin ifası esnasında insanlar ve kurumlar birbirlerine zarar vermesin diye çeşitli kurallar koymak gerekiyor. Bu da kanunla oluyor. Siyasetçinin, iş adamının, kamu görevlisinin hak ve kukukunu tayin eden kanunlar olmasa nizamı sağlamanın imkanı var mı? 
İş hayatında araştırma yapıldı ve enteresan sonuçlar elde edildi. Çalışanlar arasında bir yüzde 10 var ki; önlerinden altın aksa, dönüp bakmıyor bu insanlar. Bir de yüzde 5 var; gözleri fıldır fıldır. "Nasıl suistimal yaparım" diye dönüyor! Geriye kalan yüzde 85 ise makul insanlar ama ellerine fırsat geçerse onlar da suistimal yapabiliyorlar. Vicdanlarını rahatlatacak bahaneler de buluyorlar. "Zaten hakkımı yiyorlardı" diyor mesela. Ya da "Ev taksitimi ödeyeyim, sonra yerine koyarım" deyip suistimal yapıyorlar. Tek çare, sistem. Sistemi kurup denetim yapılması halinde önleniyor bu suistimallerin önemli bir kısmı. Sistem dediğim; kanun.
Türkiye kanun yok değil, var. Avrupa Birliği Müktesebatına Uyum Programı dahilinde birçok kanun çıktı.  Da... yarım kaldı.
İktidar  "Gelin Anayasa'yı değiştirelim" dedi. Muhalefet bin dereden bin su getirdi ve yan çizdi. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, yalvar yakar oldu; muhalefet partileri dolaşıverdi.
Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu yarım yamalak! Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin sınırları netlik kazanmış değil. Askeri cuntaların kendilerini korumak maksadıyla çıkardığı kanunlarla yönetiliyor hala ülke!
Seçim zamanı geldi ya. Birbirine çamur atan atana. Bunun faturası da ekonomiye, daha doğrusu vatandaşa çıkıyor. 
Keşke Anayasa değişikliği gerçekleşmiş olsaydı; keşke.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.