Ayağımıza gelen fırsat

A -
A +

Kafası karışık biri olup çıktım. Nasıl karışmasın ki? Irak konusu yordu beni. Gün, hüsranla bitiyor hep! Türkiye neden Irak'a asker göndermiyor? Göndermesin, diyen yok ama karar bir türlü çıkmıyor! İrade kabız oldu sanki!.. 1 Mart'ta tezkere çıkacaktı, çıkmadı. Adını, demokrasi (!) koyup konu kapandı. Eh, hadi o gün Tayyip Erdoğan başbakan değildi. Sonra oldu. Yine tık yok!.. Cumhurbaşkanı Sezer, uluslararası oydaşma, diyor da başka bir şey demiyor. Hadi O Anayasa'da bir şerh bulamadığı için orada çakıldı kaldı, diyelim. Diğerlerine ne oluyor? Beyanat üstüne beyanat patlatıyorlar: Irak'a asker gitmelidir... Elbette gitmelidir... Mutlaka gitmelidir... O yaldızlı sözlere bakıp havaya giriyorum ve tamam, bu iş oldu, diyorum kendi kendime. Öyle ya, kim konuşsa mangalda kül kalmıyor. Bu kadar esip gürlemeye rağmen sonuç yok! Neden, böyle bizim işimiz, neden? Lafla peynir gemisi yürümez diyen biz değil miyiz? Bunda ısrar eden yine neden biz oluyoruz, ha, neden? Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, konunun en ateşli savunucusu: "Çıkarlarımızı Anadolu'ya hapsedemeyiz" Türk Silahlı Kuvvetleri, tavrını açık ve net koydu: "Komşudaki yangına seyirci kalamayız." Tüm bunları üstüste koyunca, Türkiye Irak'a asker göndermek için kararlı, demek yanlış mı? Değil ama burası Türkiye! Herkesin mutabık kaldığı bir konuda bile karar çıkmaz bizim ülkemizde! Görüntü, tıpkı kedinin kuyruğunu kovalaması görüntüsü. Ta en başa dön ve yeni bir müzakere süreci başlasın, iyi mi?.. ğ Hükümetin tutarsızlığı Meclis olağanüstü toplanır, diye beklenirken; Başbakan Erdoğan, "Kararı, MGK'nın Eylül toplantısında alalım" dedi. Tercümesi: Taşın altına elini sokan asker olsun!.. Bu, ipe un sermek değilse, topu askere çarptırıp taca atmaktır ki, iktidarın böyle bir hakkı olduğunu zannetmiyorum!.. Abdullah Gül dilinin altındaki baklayı çıkardı zaten: Asker isterse gideriz. Ha, Halk istemiyor. İktidar ne yapsın? diyen olabilir. Cevabım, iki kelimeden ibarettir: İkna etsin!.. ABD Hazine Bakan Yardımcısı Taylor, dağılan dikkatleri konuya çekmek ihtiyacını duymuş olacak ki, ta Amerika'dan, "8.5 milyar dolarlık kredi Irak'la bağlantılı" deme ihtiyacını duydu. Üstüne üstlük, "Ayrıntıya girmem ama ekonomik işbirliği daima bu kredi anlaşmasının parçası oldu" diyerek; IMF'nin yaptığı borç ertelemesinin de bu konunun bir parçası olduğunu ima etti. Türk insanının gururu çok narindir, hemen nem kapar! Taylor'ın bu sözü, siyasetçinin gururunu o saat kırdı. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, hemen diklenip 8.5 milyar doların Irak'la ilgisi olmadığını söyledi. İşin sarpa sardığını gören ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, ayağının tozuyla Gül'e gidip, onun gururunu okşayıcı sözler kullandı. Kredinin Irak'la ilgisi olmadığını ifade etti. Rumsfeld, ülkelerin Irak'a yaptıkları askerî yardım nispetinde masaya oturacağını açıkça söyledi. Türkiye'nin ayağına gelen bu fırsat, önemli bir fırsat! TSK, ısrarla Irak'a seyirci kalamayacağını belirtiyor... ama nafile. Meclis tatilde! Kimse, 'ABD Irak'tan çıkar' diye beklemesin. ABD, Bağdat meydanına bir masa koyup, 'Paralı asker topluyorum' dese; komşu ülkelerin tüm gençleri kuyruğa girer. ABD'nin Irak'ta asayişi sağlamak problemi yok yani. Bütün mesele, Türkiye'nin bu pastadan pay alıp alamaması meselesi. Hepsi o. MI ACABA?!. Mehmet Barlas, 'Erkekler de ağaran saçlarını boyatabilir' demiş... Boyatmam üstad. Onları ağartıncaya kadar anam ağladı benim! * Başbakan Erdoğan, 'Şu anda tohumlama mevsimindeyiz' demiş... Tohumlama buysa, kuluçka dönemini varın siz düşünün!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.