Bam teline bastım

A -
A +

Odalarla ilgili yazıyı iyi ki kaleme almışım. Ne kadar dertli olan varmış bu konuda! Bir müzik aletinin en kalın ses çıkaran kirişine bam teli denildiğini biliyordum da, bu kadar gürültüyü tahmin etmiyordum. Aman Allah'ım, ne ses çıktı, ne ses... Telefon, faks ve e-mail öfke kustu. Tam bam teline basmışım! Üye, 'Benden neden aidat aldıklarını bir türlü anlayamıyorum' diye feryat ediyor... Oda yöneticileri ise, 'Üye çok ilgisiz' diye yakınıp, topu tekrar üyeye atıyor... İTO Meclis Başkanı Atalay Şahinoğlu, 'Senelerimin büyük bir kısmını bu konuya ayırdım ama hiçbir sonuç alamadım' diye acıyla hayıflanıyor. İstanbul Ticaret Odası'nda geçen 20 seneyi aşkın yöneticilik döneminde çok uğraşıp hiç sonuç alamamanın üzüntüsünü yaşadığını söyleyen Şahinoğlu, 'Odanın gönderdiği yazı, daha zarfı açılmadan çöpe gidiyor' diyerek; sistemin çarpıklığını şu kelimelerle açıkladı: 'Bu ilgisizliği bildiğim için, özel zarf hazırlattırdım. İçine yazılı mavi, pembe kağıtlar koydum. Tepki yine gelmedi, yine gelmedi.' Herkesin şikayet ettiği bir sistemin değiştirilmesi gerekiyor. İnsanları harekete geçiremeyen bir sistemin kime ne faysadı olur? Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, geçmişte İSO yönetiminde görev aldığı gibi uzun süre TOBB Başkanlığı da yaptı. Bu işi herkesten iyi bilen bir siyasetçi. TOBB Başkanlığı döneminde kliklere aldırmayan, bildiğini dobra dobra söyleme cesaretini gösteren, aklının basmadığı konulara tepki veren bir kişilik sergilemişti. Şimdi bakan. Hem de Sanayi ve Ticaret Bakanı. Geçmişte bu çarpıklıklardan bizar olduysa bile elinden fazla bir şey gelmemiş olabilir. Şimdi artık hiçbir mazereti yok. Bu çarpıklığa bir an önce neşter vurması gerekiyor. Diyalog Diyaloğa gelince. Ben bu işten pek ümitli değilim doğrusu. Faiz dışı fazla konusunda TÜSİAD, IMF gibi düşünüyor ve 'Bu hedefi tutturamazsak yanarız' diyor. Yani, önce hedef, sonra büyüme... MÜSİAD ise, 'Öyle şey olmaz' diye kestirip atıyor. 'Bu memleketin yatırıma ihtiyacı var' diyerek, büyüme istiyor. Büyümeyi sağlayabilmek için de borçların ertelenmesini tabii. Yani, konsolidasyon!.. İTO Başkanı Atalay Şahinoğlu ise başka telden çalıyor. 'Türkiye borçlanmaya alışmış, masraflarını kısmaya istekli olmayan bir görünümdeyken konsolidasyon yapsa her şey allak bullak olur' diyen Şahinoğlu, üç sene sonra tekrarlanması lâzım gelen bir sistemde ısrar etmenin vakit kaybetmekten öte bir şeye yaramayacağını ileri sürüyor. Hükümetin çıkardığı vergi affını takdirle karşılayan Şahinoğlu, 'Aferin, hükümete. Yaptığı en iyi icraatlardan biri de vergi affı' dedikten sonra, 'Diğeri de Nereden Buldun Yasası'nı kaldırması' diyor. Bu güzel işleri tenkit ettiği için basına da bir gönderme yapan Şahinoğlu; sitemini şu sözlerle ifade etti: 'Basının çarpıklığı diz boyunu geçti. Hükümetin programında var bu. Programı alkışlıyor, uygulamayı tenkit ediyor.. Olmaz öyle şey.' 'Nereden buldun, diye sorulsun. Sorulmasın demiyorum ama önce adil bir vergi kanunu çıkarılsın' diyen Şahinoğlu'nun; ülkeyi düze çıkaracak reteçesi ise şöyle: Çare, vergi reformu 'Türkiye'deki vergi sistemi; kayıt dışı ekonomiyi şişiren, vergi veren mükellefi perişan hale getiren, haksız rekabeti teşvik eden bir sistemdir. Ayrıca vergi veren kişi ve kurumları enayi yerine koyan bir sistem. Ben de o enayilerden birisiyim. Evim madalyalarla dolu. Kuruşuna kadar vergimi veriyorum. Ama bu, vergi affını savunmama mani değil... Vergi veren namuslu insanlar zaten bu ülkede hep mağdur oluyor. Bankaların balayı yaşadığı iddia ediliyor, meselâ. Geçen sene hükümet, enflasyondan arındırılmış bilanço istedi, hepsi zarar gösterdi. Hükümet çark edip yine eski bilançodan trilyonlarca lira vergi aldı... Gelir ve Kurumlar Vergisi yüzde 10'lara 20'lere çekilsin. KDV de yüzde 10-15'lere indirilsin... Bak bakalım vergi tabana yayılıyor mu, yayılmıyor mu?' Nereden Buldun Yasası'nın ancak vergi reformundan sonra uygulanabileceğini belirten Şahinoğlu, devletin vergiye ihtiyacı olduğu bir dönemde böyle bir risk alıp almayacağını sorduğumuzda da; şunu söyledi: 'İşte IMF ile görüşülecek zaman bu zaman. Bu kararı verince IMF'yi çağırıp, sistem oturuncaya kadar senede 8-10 milyar dolar destek istenmeli. İki-üç senede Türkiye düze çıkar. Bu olmadan alınan hiçbir tedbirin havanda su dövmekten öte kıymeti yok.' Gece büyüme! Zamanın birinde bir şirket Amerikalı bir uzman getirmiş ve 'Türkiye nasıl büyüyor, bize araştır' demiş... 'Okey' deyip çıkan uzman, üç ay sonra şirketin yönetim kurulu başkanının masasına tek sayfalık bir rapor bırakmış... 'Türkiye, geceleri büyüyor!' Hepsi bu. 'Nasıl olur' diye şaşkınlığını ifade eden başkana dönen araştırmacı; şu cevabı vermiş: 'Bürokrasi gece olunca uyuyor da ondan.' İyi mi? Harita... Elinize bir dünya haritası alın ve şöyle bir bakın bakalım, benim gördüğümü siz de görecek misiniz? Güney yarı küresi aşağıdan yukarıya doğru sabaha kadar eğleniyor. Vur patlasın, çal oynasın!.. Kuzeyi ise bir türlü olmayan sabahı bekleyerek geçiriyor ömrünü. Ekvatorun hemen üstündeki ülkeler de gece demeden, gündüz demeden ha bire çalışıyor. Japonya, Kore, Almanya, Hollanda, Fransa, İngiltere ve Orta Amerika... Türkiye hariç!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.