Geçen yazımda işadamlarına haddinden fazla yüklenildiğini yazdım ya, ne sert tepki aldım, anlatamam. Ne satılmışlığım kaldı, ne de hainliğim! Düpedüz dalkavukluk yapıyormuşum! Eh, hadi diyelim ki; ben iflah olmaz bir dalkavuğum. Üreten, rekabet eden, istihdama katkı sağlayan ve de devletten aldığını, kamudan daha iyi kullanana dalkavukluk etmenin ne mahsuru var?!. Yine de bir şeyi net olarak ifade etmek istiyorum: Hortumcuları savunmadım bir kere. Sadece, yozlaşmış bir sistemde yolsuzlukla baş edilemeyeceğine dikkat çektim. Hepsi o. İkiyüzlü davranmadığım, üstüne üstlük 'Kral çıplak' dediğim için bana kızılıyorsa; ben buna razıyım. Nüfusunun yüzde 10.3'ü günde 2 dolarla geçinen bir ülkenin ferdi olarak, üreten kişi ve kuruluşlara arka çıkmayıp da ne yapacaktım? İşadamları ak kaşık değil, tamam. Ama devleti hortumlayan sadece işadamı değil ki. Önce bunun altını çizelim. Hortumlama operasyonu için üçlü bir çete lazım: Siyasetçi, bürokrat ve işadamı. Tam bir sacayağı yani. Bu oyunda başbakan ve bakanların rolü çok büyük bir kere. Müsteşar, genel müdür veya daire başkanı gibi bürokrat da çetenin olmazsa olmazı. Şu meşhur İhale Kanunu mesela: İhale edilecek işin maliyeti hesap ediliyor evvelemirde. Diyelim ki; bir trilyon liralık bir iş, bu iş. Üzerine yüzde 25 oranında müteahhit kârı ilave edilen bu iş; 1 trilyon 250 milyar lira bedelle ihaleye çıkarılıyor. Gazetelere ilan veriliyor; gerekirse tv kanalından canlı yayın da yapılıyor! Sözüm ona bu şeffaf ihale, en düşük fiyatı verende kalıyor. Mantık bunun neresinde? Müteahhit yüzde 50 fiyat kırıyor ve ardından ihaleden sorumlu bakan kamuoyuna dönüp; "Gördünüz mü? Fiyatı yarıyarıya indirdik" diye kasım kasım kasılıyor. Kafadan 375 milyar lira zararla başlanan işin sonunun hayırlı olmayacağını her akıl ve izan sahibi bilir ama nedense kimse sesini çıkarmıyor. Ne medya, ne kamuoyu, ne de sivil toplum örgütünden birisi kalkıp, "Siz kimi aldatıyorsunuz?" demiyor da alkışlıyor. Yaşa, varol, bravo!.. Göz boyamanın daniskası yani! İtiraz edenler de, devlet hortumlandığı için yapmıyor bunu; 'Niye bana verilmedi' diye itiraz ediyor aslında... Bunun nesini savunacağım Allah aşkına?!. MI ACABA ? ğ ABD'de 1984 yılında girdiği komadan çıkan Terry Wallis, ABD Başkanı'nı Reagan sanıyormuş... Bush olduğunu öğrenince tekrar komaya girer herhalde! ğ Depresyonun haritası çıkarılmış... Ankara onun da başşehri mi acaba? ğ Belçikalı bir motosikletli 23 dakikada 22 kez radara yakalanmış... Kendini Türkiye'de zannetmiş herhalde! ğ İnsaniyette 11 basamak daha gerilemişiz... İnsaniyet ne ki, önemli olan basamak sayısı! ğ Günde 300 Türk sigaradan ölüyormuş... Tiryakinin hayatını işte böyle haberler zehir ediyor!