Garanti Bankası'nın Tunceli'de gerçekleştirdiği "Anadolu Sohbetleri"nde dinlemiştim Aynur Boldaz'ı. Müthiş bir başarı hikâyesi vardı. Çok etkilenmiştim. Geçen Pazar günkü makalemi ona ayırdım. Bir bir anlattım onun başarılarını. Boldaz ilkokul mezunu bir kadın olarak başlamıştı hayata. Şimdilerde 400 işçi istihdam eden bir şirketin sahibi ve genel müdürü.
Olayın bir diğer enteresan tarafı da bu şirketin Almanya'da faaliyet gösteriyor olmasıydı. Aynur Boldaz'ın zirveye giderken hangi basamakları aştığını ve karşısına çıkan fırsatları nasıl değerlendirdiğini anlattığım o makalede Alman yöneticilerin Boldaz'a nasıl yardımcı olduğuna, Alman sisteminin müteşebbise nasıl destek verdiğine de vurgu yapıp "Almanya'daki sistem bize de lazım" diye bağlamıştım yazımın kuyruğunu.
Ertesi gün Necla Haliloğlu isimli bir hanım aradı beni. KOSGEB Girişimciliği Geliştirme Müdürü olduğunu söyledi. "Aynur hanımla iletişime geçip bilgi ve tecrübelerinden istifade etmek istiyoruz" dedi. Bir kamu kurumunun bu ilgisi beni şaşırttı doğrusu. Bir yanım da fazlasıyla gururlandı tabii. Aynur Boldaz'ın e-posta adresini verdim hemen ve tebrik ettim kendisini.
Sonradan öğrendim ki, anında iletişim kurmuşlar Aynur Boldaz'la. Ankara'ya davet etmekle yetinmemişler; mail üstüne mail atıp aldığı girişimcilik eğitiminden tutun da kurumların verdiği motivasyon desteğine kadar birçok konuda soru yağmuruna tabi tutmuşlar kendisini.
6 haftalık programın içeriği soruluyordu mesela o mailden birinde. Kimler tarafından tertip ediliyor olduğu ve eğitimlerin öne çıkan özellikleri de tabii... "Programdan nasıl haberdar oldunuz?" sorusu vardı bir de. Ki, can alıcı bir soru bu. Nasıl haberdar oldunuz? Öyle ya. "Hatır gönülle mi, yoksa torpille mi buldun?" Türkiye şartlarında pek düşünülemez ama ya "Gelin, eğitim programımıza katılın" diye bangır bangır bağırıyorsa?!! Hatta, posta adresine özel davetiye geliyorsa?!!
Esnaf ve Sanatkârlar odaları ile Ticaret odalarının bu programlarda nasıl bir rol üstlendikleri dahi soruluyordu Boldaz'a gönderilen maillerde.
Bütün bu sorular Almanya'dan Türkiye'ye transfer edilebilecek tecrübelerin neler olduğunu öğrenmek için soruluyordu elbette. Girişimcilere daha fazla faydalı olmak için soruluyordu.
Aynur Boldaz ve onun gibi tecrübelerin müteşebbislere "başarılı ve sürdürülebilir işletme kurmaları" hususunda ne gibi tavsiyeleri olur, onu da öğrenmek istiyorlardı.
Türkiye'de böyle bir kurumun var olması ne kadar sevindirici bir şey. KOSGEB'in müteşebbisin yanında olduğunu, onlara maddi destek vermenin yanında yönetim desteği verdiğini biliyordum. Bu konuda birikim sahibi ve başarılı olduğunun da farkındaydım.
Da... ne yalan söyleyeyim. Bu kadar gayretli ve işinin peşinde koştuğunu bilmiyordum. Necla Haliloğu'nu da KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan'ı da, bu kuruma emeği geçenleri de tebrik ederim. Belleğimizdeki "kamu" anlayışını yıktı.