Biz niye böyleyiz?

A -
A +

Bir kaşık suda fırtına koparmaya bayılıyoruz! 17 Aralık'tan bu yana söylenenlere  bakın, yeter. Evet, konu önemliydi. "Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu"ydu söz konusu olan ama vakarımızı bozmayı gerektirmezdi yine de. Hatta daha itidalli ve soğukkanlı olmamız lazımdı. Nerde? Kanlı bıçaklı oluverdik bir anda. Kavgada söylenmeyecek şeyleri söyledi taraflar birbirine!

Suçladık! Yargıladık! Ortalık toz duman. Göz gözü görmüyor! Hani "masumiyet karinesi" vardı? Hani "hukukun üstünlüğü" şiarımızdı?
Türkiye'nin istikrar ihtiyacı olduğunu neden hiç hatırımıza getirmiyoruz? Şu son 11 yılda Türkiye ne kazandıysa, istikrardan kazandı.
Siyaset belki kavgayı sever ama ekonomi hiç hazzetmez. Kantarın topuzunu kaçırmamak lazım. Son olaylar nedeniyle Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinin piyasa değeri 76 milyar 700 milyon lira azaldı. Kısa vadeli dış borç stoku 15 milyar 100 milyon lira arttı. Reel kesimin yabancı para pozisyon açığı 8 milyar 500 milyon lira artış gösterdi. Göz açıp kapayıncaya kadar Türkiye'ye toplam  105 milyar lira zarar verdi bu toz duman hali! Değer miydi?
Bereket versin yabancı yatırımcı ciddiye almadı bu kuru gürültüyü. Borsadan çıkan yatırımcı olmadı değil, oldu ama giren de oldu. Ve hatta yabancı yatırımcı girişinde toplam 184 milyon dolar artış oldu.
Türkiye global dünyaya açık bir ülke. Her adımı izleniyor. Her soluğu dinleniyor. Birçok yabancı firma Türkiye'de yatırım yaptı. Hâlâ da yapmak isteyenler var ve bu yatırımların hızlanıp ya da yavaşlamasının tek şartı; siyasi istikrar.
Kredi derecelendirme kuruluşlarından Fitch, Türkiye'nin kredi notunu değiştirmedi ama "siyasi kriz kalıcı güçlüklere işaret ediyor" demeyi de ihmal etmedi.
Elimizi şakağımıza koyup düşünmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Türkiye bugüne kadar istikrarla geldi ve bunun semeresini gördü. Her şeyden önce krizlere yakalanmadı. Bu basireti istikrar sayesinde gösterdi. İstikrar olmasa ne tedbir para ederdi, ne de başka bir şey.
Türkiye tasarrufu yüksek bir ülke değil; bu herkesin malumu. Borçlanmadan büyüyemiyor. Hem borçlanması, hem de temin ettiği parayı doğru yerde kullanması lazım. Bunun için istikrar gerekli. İstikrar bozulursa riski artar ve borçlanmayı daha yüksek faizle gerçekleştirmek durumunda kalır. O yetmezmiş gibi aldığı borcu yerinde kullanma şansı da azalır.
İstikrarın teminatı hukuktur. Hukuk, şeffaf ve hesap verebilen bir iktidar için de şart; fırsat eşitliği olan ve rekabet kurallarının iyi işlediği bir piyasa için de.
AK Parti iktidarı sağlık, eğitim, ulaştırma, iletişim alanlarında reform sayılan birçok yenilik yaptı. Bütçe disiplini sağladı. Fakat hukuk alanında istediği sonucu alamadı. Anayasa değişikliği kadük kaldı. Adalet mekanizmaları yerli yerine oturmadı. Bu durum sosyal yapıyı dumura uğrattığı gibi siyasi ve ekonomik normları da zorladı zaman zaman.
17 Aralık olayı bir kere daha gösterdi ki, Türkiye ne yapıp edip "hukuk devleti" olmalı. Hukuka güven olsaydı, yaşanan karmaşanın önemli bir kısmı yaşanmazdı.
Türkiye'nin bir an önce hukuk reformunu gerçekleştirmesi gerekiyor. Hukuk herkese lazım çünkü.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.